Anasayfa > Tarih Gezisi > İstanbul’da Avrupai Dokunuşun Mimarları: Mısırlı Prens ve Prensesler

İstanbul’da Avrupai Dokunuşun Mimarları: Mısırlı Prens ve Prensesler

19. yy Osmanlı Devleti için her alanda yeni bir dönüşümün yaşandığı önemli bir zaman dilimiydi.  Değişen koşullarla birlikte Osmanlılar yüzyıllardır devam ettirdikleri yaşam tarzlarına,gelenek ve göreneklerine daha Avrupai bir dokunuş ekledi. İstanbul’un her iki yakasında inşa ettirilmiş olan çeşit çeşit kasırlar,konaklar, saraylar ve yalılar 19. yy da Osmanlı mimari değişiminin dikkat çekici unsurlarıdır. Dönemin ünlü tarihçisi Ahmet Cevdet Paşa’nın bilgilerine göre Osmanlı Devleti’nde yaşanan bu değişimde Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunları Mısırlı prens ve prensesler büyük etkiye sahip. İstanbul’da başta mimari olmak üzere çeşitli alanlarda Avrupai bir bakış açısını benimseyen Mısırlı prens ve prensesler, inşa ettirdikleri görkemli yapılar ve Avrupai yaşamlarıyla İstanbulluları bambaşka bir dünya ile tanıştırdı.

 

Tütün deposunda işçilik yaparak hayata başlayan Mehmet Ali Paşa, 1787 yılında Mısır’ın Napolyon Bonapart tarafından işgal edilmesiyle Mısır’a asker olarak gitti. Çeşitli görevleri başarıyla tamamlayarak hızlı bir şekilde kariyer basamaklarını geçen paşa, Babıali tarafından 3 Temmuz 1805’te Mısır‘a vali tayin edildi. Daha sonra İkinci Mahmut’a isyan eden Mehmet Ali Paşa ordusuyla Kütahya sınırına kadar ilerledi. İşgal planları başarısızlıkla sonuçlanan Mehmet Ali Paşa Mısır’ı bağımsız bir devlet haline getirme idealini de gerçekleştiremedi.Sultan Abdülmecid’in 1841’de ilan ettiği ferman ile Mısır’ın yönetimini paşanın ailesine verdi ve bu devrediş yeni bir hanedanın doğuşuna zemin hazırladı. İstanbulKahire arasındaki ilişkilerin olumlu yönde gitmesiyle de Mehmet Ali Paşa sıklıkla İstanbul‘a gelip padişahın yanında yer almaya başladı. Bununla birlikte paşa Sultan Abdülmecid’e hediye etmek üzere Beykoz’da yepyeni bir kasrın inşaatını başlattı.  İnşaatı başlayan bu bina Mısır hanedanının İstanbul‘da inşa ettirdikleri ilk yapı olma özelliğini gösteriyor. 1845’te Stefan Kalfa tarafından temeli atılan kasrın inşaatı 1854 yılında tamamlandı.Sultan Abdülmecid devrinde ‘seyir köşkü’olarak kullanılan yapı Sultan Abdülaziz döneminde yabancı devlet erkanının kabulü,cülus bahşiş yıl dönümleri gibi çeşitli törenlerde yoğun olarak kullanıldı.Sultan Abdülhamid’in saltanatında aktif bir şekilde kullanılamayan yapı Birinci Dünya Savaşı’nda yetimler yurdu,daha sonra da göçmenlerin yerleştirildiği bir bina olarak kullanıldı. Bir süre ordunun kullanımına izin verildikten sonra 1953 senesinde onarılarak ‘ Prevantoryum’ 1963’te Çocuk Gögüs Hastalıkları Hastanesi olarak hizmet verdi. 1999’da Milli Saraylar’a devredildi.

 

İstanbul’da Mısırlı Prenses: Zeynep Kamil

Kavalalı Hanedanı’nın  İstanbul‘daki ilk isimlerinden biri Mehmet Ali Paşa’nın kızı Zeynep Hanımdır ( Zeynep Kamil). Aynı zamanda Zeynep Hanım dönemin önemli bürokratı Yusuf Kamil Paşa’nın eşiydi. Bebek’teki Zeynep Kamil Hanım Yalısı dünyanın en büyük ahşap binalarından biri olmasıyla Zeynep Hanımın İstanbul’da en çok ilgi çeken mülküdür. Yalının inşaatında İmamzade Esad, Musahib Said Efendi ve Charles Garnier gibi isimlerin olduğu söyleniyor. Zeynep Hanımın vefatıyla kardeşi Abdülhalim Paşa’nın himayesine geçen yalı ‘ Büyük Halim Paşa Yalısı’ adıyla anılmaya başladı. Abdülhalim Paşa’nın resim ve müzik gibi sanatlara meraklı olması yalının ressamların, müzisyenlerin ve çeşitli yerlerden gelen birçok sanatçının toplandığı bir kültür merkezine dönüşmesine önayak oldu. 1. Dünya Savaşı’nda yetimler yurdu olan yapı, bir müddet tütün deposu olarak da kullanıldı. 1928-1929 yılları arasında da yıktırılıp aile tarafından elden çıkarıldı.

 

Zeynep Hanım Konağı

Zeynep Hanım’ın kış aylarında kaldığı Beyazıt’taki konağı bugün İstanbul Üniversitesi Fen ve Edebiyat fakültesinin bulunduğu arazi üzerindeydi.İstanbul’da inşa olunan ilk kagir ve büyük yapılardan biri olan konak o dönemde ‘ Zeynep Kamil Konağı’ ‘ Zeynep Hanım Konağı’ adıyla anılırdı. 1864 yılında inşa olunan konak birçok davete, devlet törenlerine kapılarını açtı.Bununla birlikte konak 1903-1909 yıllarında ilk Müslüman yetimhanesi ve sanat okulu olarak hizmet verdi.1909 da Darülfünun’a  verilen konak Birinci Dünya Savaşı’nda askeri hastane olarak kullanıldı. Daha sonra tekrardan Darülfünun’a iade edilen konakta Rüştü Uzel tarafından Türkiye’deki ilk radyo yayını yapıldı ( 1918). Yapı 28 Şubat 1942 tarihinde çıkmış olan bir yangınla yok oldu.

 

Şimdiki İstanbul Üniversitsi Fen - Edebiyat Fakültesi - Zeynep Hanım Konağı
Şimdiki İstanbul Üniversitesi Fen – Edebiyat Fakültesi : Zeynep Hanım Konağı

 

Üsküdar’daki Zeynep Kamil Hastanesi Zeynep Hanım ve eşi Yusuf Kamil Paşa tarafından bırakılıp günümüzde hala hizmet veren önemli eserlerden biridir. Hastalara ücretsiz hizmet vermek üzere oluşturulan Zeynep Kamil Hastanesi İstanbul’daki ilk özel hayır kurumu olma özelliğini göstermektedir. Vefatlarından sonra Zeynep Hanım ve Yusuf Kamil Paşa hastanenin içinde yer alan türbelerine defnedildi.Bununla birlikte Zeynep Hanım’ın kardeşi Abdülhalim Paşa‘nın Baltalimanı’nda bugün kemik hastanesi olarak hizmette olan Mediha Sultan Sarayı’nın yanında bir yalısı bulunuyordu. Abdülhalim Paşa tarafından inşa ettirilmiş bir diğer yapı ise yalıdan semtin tepelerine doğru uzanan koru içerisindeki Süngerli Köşk olarak bilinen yapıdır. Dış cephesinin süngere benzer taşlarla kaplı olmasıyla ‘Süngerli Köşk’ olarak bilinen yapının kalıntıları günümüzde hala ayakta duruyor.

 

Eski Zeynep Kamil Hastanesi
Eski Zeynep Kamil Hastanesi

 

Emirgan’da Saltanat Dokunuşu

1864’te Sultan Abdülaziz, Mısır’a bir gezi düzenleyerek Osmanlı-Mısır ilişkilerinin temelini attı ve Emirgan sahil şeridindeki yalıları ve semtin tepelerini içine alan geniş bir araziyi Mısır Hıdivi İsmail Paşa’ya hediye etti. Paşa bu arazideki yalıların birçoğunu yıktırıp yerine yenilerini inşa ettirdi, arka taraftaki geniş arazide ise aile üyeleri için köşkler ve hizmetlilerin konaklaması için binalar inşa ettirdi. Bugün İstanbul’da ‘Beyaz Köşk’, ‘Pembe Köşk’ ve ‘Sarı Köşk’ adıyla bildiğimiz köşkler İsmail Paşa’nın inşa ettirdiği köşklerden sadece birkaçı. Ayrıca paşa sahil yolunu genişleterek halkın hizmetine açtırdı.İsmail Paşa’nın düzenlemiş olduğu ‘mehtap turları’ İstanbul’da ünlenerek yalının önünün birçok sandalla dolmasına vesile oldu. İsmail Paşa’nın inşa ettirmiş olduğu yapılar ve yazları İstanbul’da geçirmesi, aile üyelerinin yaz mevsimi İstanbul’a gelme geleneğini başlattı.İsmail Paşa’nın maarif ve maliye nazırlığı gibi önemli görevlerde yer alan kardeşi Mustafa Fazıl Paşa’nın Beyazıt’ta bir konağı, Kanlıca ve Paşabahçe’de  köşkleri ve Kandilli’de Mustafa Fazıl Paşa Yalısı adında bir yalısı vardı. Paşa bu yalıyı inşa ettirmeden önce kızları Prenses Azize ve Nazlı için ‘Mavi Saray’ adıyla bilinen bir yalı inşa ettirmişti. Yetmiş iki odaya sahip olan bu yalıyı 1879 yılında Sultan İkinci Abdülhamid satın alıp kız kardeşi Cemile Sultan’a armağan etti. Yalı 1884 yılında Cemile Sultan’ın oğlu Celaleddin Bey’e geçti. 1914’te ise maddi sıkıntılar dolayısıyla yıktırıldı. Mustafa Fazıl Paşa’nın inşa ettirdiği bir diğer önemli yapı Çamlıca’daki köşktür. Osmanlı tarihi için büyük bir öneme sahip olan bu köşk Namık Kemal, Ziya Paşa gibi önemli kişilerin toplanma yeri oldu.1869’da bu köşkte İngiliz veliahtı için büyük bir ziyafet düzenlenmiş.Sultan Abdülaziz döneminde, Osmanlı Devleti’nde ilk maskeli balonun yapıldığı yer olmasıyla da ayrı bir öneme sahiptir.1942 yılında yıktırılan köşkün yerinde bugün bir iş merkezi bulunuyor.

 

Hıdiv Kasrı
Hıdiv Kasrı

 

Osmanlı’da Kadın Paşa: Emine Hanım

1879′ da Hıdiv İsmail Paşa’nın tahttan indirilmesiyle oğlu Tevfik Paşa hıdiv ünvanını aldı.Tevfik Paşa’nın eşi Prenses Emine Hanım, Sultan İkinci Abdülhamid tarafından değer verilen birisiydi. Ayrıca Emine Hanım Osmanlı tarihinde ilk ve tek olarak ‘paşa’ ünvanına sahip olan tek kadındı. Emine Hanım o dönemde ‘Valide Paşa’ olarak ta anılırdı. Sadrazam Ali Paşa’nın vefatından sonra Emine Hanım Bebek’te  bir yalı satın alıp yaz aylarını bu yalıda geçirdi. 1901 yılında bu ahşap yalıyı yıktıran Emine Hanım, mimar Antonio Lasciac’a bugün Mısır Konsolosluğu olarak kullanılan yapıyı inşa ettirdi. 1931 yılına kadar bu yalıda yaşayan Emine Hanım’ın ‘Yeni Köşk’ adında iki katlı bir başka mülkü de bulunuyordu. Yaz aylarını İstanbul’da geçiren Emine Hanım’ın oğlu Hıdiv Abbas Hilmi Paşa Çubuklu’da bir yalı satın aldı. Bu arazide bugün de ayakta olan Hıdiv Kasrı’nın inşaatına başlanmıştı. Kasrın bütün inşaatıyla bizzat ilgilenen paşa 1930 yılına kadar yazları bu kasırda kaldı. Hıdiv Abbas Hilmi Paşa’nın İstanbul’u terk etmesinin ardından bakımsız kalan kasır,1937 yılında belediye tarafından satın alındı. Kasır günümüzde belediyenin sosyal tesisi olarak kullanılmaktadır.

 

Mısır Konsolosluğu
Mısır Konsolosluğu

 

Sait Halim Paşa Yalısı

Sadrazam Sait Halim Paşa ve kardeşi Abbas Halim Paşa İstanbul’da önemli eserler bırakmış bir diğer önemli isimlerdir.Birinci Dünya Savaşı yıllarında sadrazamlık görevinde bulunan Sait Halim Paşa’nın Yeniköy’de bulunan yalısı bugün İstanbul’da pekçok düğün,toplantı,organizasyona ev sahipliği yapan önemli cazibe merkezlerinden biri. Yalının rıhtımında yer alan aslan figürleriyle ‘aslanlı yalı’ olarak da anılan yapı, 1863’te Petraki Adamanti tarafından inşa edilmişti. 1894’te yalıyı satın alan Sait Halim Paşa  yalıyı mimar Pappa Kalfa’ya onartıp yalıya yeni bölümler ekletti. Paşanın vefatından sonra oğlu Prens Halim’e geçen yalı 1968 senesinde Turizm Bakanlığı’na satıldı.1995 yılından itibaren Başbakanlık Yazlık Konutu formunda kullanılan yapı büyük bir yangınla karşı karşıya kalıp bu yangında yalının büyük bir kısmı eşyalarla birlikte yandı.1998-2001 yıllarında titiz bir restorasyon geçiren yalı, 2004 yılından beri Sait Halim Paşa Yalısı adında pekçok davet, düğün ve organizasyona hizmet veriyor.

 

Düğün Mekanı Sait Halim Paşa Yalısı
Düğün Mekanı Sait Halim Paşa Yalısı

 

Sanat Camiasının Parlayan İsmi: Abbas Halim Paşa

Prens Abbas Halim Paşa, İsviçre’de eğitim almış, Bursa Valiliği ve Nafia Nazırlığı gibi önemli bürokratik görevlerde bulunmuş ve İstanbul sosyal hayatının önemli isimlerinden biriydi. Paşa’nın Yakacık’taki köşkü ve arazisi vefatının ardından kızı Prenses Zeynep Halim’e geçti ve prenses tarafından kimsesiz çocuklara vakfedildi. Bunun üzerine köşkün adı Hatice Halim Abbas Yetiştirme Yurdu olarak değişti. 1993’te büyük bir yangın sonucu yok olan köşkün enkazı 2002 yılında kaldırıldı.

Abbas Halim Paşa’nın Heybeliada’da da mülkleri bulunuyordu. Ailesinin ikametleri için inşa ettirdiği köşklerden biri olan ‘Vidalı Köşk’ hiç çivi kullanmadan numaralandırılmış malzemelerin vidalanması ile oluşturulmuştu. Paşa’nın vasiyeti üzerine vefatından on yıl sonra, 1945 yılında parçaları sökülerek köşk Mısır’a taşındı. Paşanın bir başka önemli mülkü de İstiklal Caddesi’nde yer alan Mısır Apartmanıdır. Mimar Hovsep Aznavur’un inşa ettiği bu yapıda paşa ve ailesi kış aylarını geçirmiştir.Köşkün inşaatıyla Abbas Halim Paşa bizzat ilgilenmiş. Yapıda kullanılan her malzeme başta Paris olmak üzere farklı Avrupa şehirlerinden getirtilmiş ve bu durum köşkün inşaatının tamamlanmasını beş sene gibi uzun bir zamana yaymıştı. 1918’de İngilizlerin tutuklamasıyla iki yıl Malta’da sürgün hayatı yaşayan Abbas Halim Paşa İstanbul’a döndüğünde bu binada kalmış ve paşanın himayesindeki Mehmet Akif Ersoy’da bu binada kendisine tahsis edilen dairede yaşamıştı.

 

Mısır Apartmanı
Mısır Apartmanı

 

Atlı Köşk’ten Müzeye Dönüşüm

Kavalalı Mehmet Ali Paşa Hanedanı’nın bir başka önemli ismi de Prenses İffet Hasan’dı. Prenses Gümüşsuyu’nda bulunan Hassa Müşiri Rauf Paşa’nın konağını satın alıp bu konakta yaşamaya başladı( 1927). Koleksiyonla yakından ilgilenen Prenses İffet Hasan, konağını çeşitli antikalarla ve Osmanlı işlemeleriyle dekore ettirmiş. Aynı zamanda otantik kıyafetler giydirdiği Çerkez kökenli hizmetkarları ile birbirinden görkemli davetler düzenlemiş. İlerleyen yıllarda yaşadığı maddi sıkıntılar sebebiyle 1944 yılında konağını elden çıkardı. Bir süre hastane olarak kullanılan yapının yerinde bugün ‘Devres Han’ bulunuyor. Konağın satılmasından sonra prensesin ağabeyi Prens Mehmet Ali Hasan bugün Sakıp Sabancı Müzesi olarak kullanılan Emirgan’daki Atlı Köşkü kız kardeşi için tahsis etti. Daha önce bu mevkide bulunan Karadağ Yalısı yıktırılarak 1925’te mimar Eduardo Nari’ye bugünkü köşkün projesi çizdirildi. 1944’te köşke taşınan prenses,büyük kızı Mislimelek Hanım ve yeğeni Azize Hanım’la beraber altı yıla yakın bir süre bu konakta yaşadı. 1951’de satışa çıkarılan köşkü Hacı Ömer Sabancı satın aldı. Prenses ise Gümüşsuyu’ndaki apartmana dönüştürülen köşke geri dönerek bu apartmanın giriş katında hayatını sürdürdü.

 

Atlı Köşk - Sakıp Sabancı Köşkü Müzesi
Atlı Köşk – Sakıp Sabancı Köşkü Müzesi

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın

Top