Anasayfa > Yunanistan > Midilli > Midilli Adası Gezilecek Yerler ve Midilli Plajları

Midilli Adası Gezilecek Yerler ve Midilli Plajları

Midilli Adası

O canım Ege’den (burasını içten cağğğnım diyormuşum gibi okuyun:)), Türkiye Ayvalık’tan bir adım uzaklıkta olup yepyeni rotalara açık, keşfe meraklı, komşu kültürünü tanımak isteyen Türk insanına Midilli Adası’nı getirdik:) Midilli Adası gezilecek yerler listesine eğlence mekanlarını, tarihi yerleri, plajları ya da sessiz sakin köşemde dinleneyim diyenlere de harika manzaralı, inziva köşelerini alabilirsiniz, tercih sizin. Saatler boyunca izleseniz de doyamayacağınız Ege Denizi manzaraları, yüzyıllar öncesinde bugüne özenle korunan tarihi yapıları ve pek tabii rakının kardeşi uzo ile taçlandırılan sofralar, hakiki Ege kültürü ve daha fazlası için Yunan Adaları’nın 3. büyük adası olan Midilli’ye hoş geldik!

 

Midilli Adası
Midilli Adası

 

Instagram hesabımı takip edin -> @gezitta.com

 

Günbatımı İzlenecek En Güzel Yer: Midilli Adası

Midilli Adası’nın her kasabasında, her noktasında sevecek bir başka şey bulacaksınız. Her yer başka bir güzelliğe ev sahipliği ediyor. Her yerde doğanın güzelliğinden, mimari ve tarihi yapılardan bahsedip ünlü yerler olduğunu belirttiğimde şaşırmayın. Ada dediğin ne kadar büyük olabilir ki bu kadar fazla gezilecek yeri olsun diye düşünebilirsiniz ki bu da büyük bir yanılgıya düştüğünüz anlamına gelir. Midilli Adası gezilecek yerler arasında bahsedeceğim kasabalar, köylerin kimisinin merkeze uzaklığı neredeyse 90 km! Adanın nasıl güzellikler vaat ettiği hakkında tüm detaylara ulaşmak için lafı daha da uzatmayayım ki bu güzel adaya yolculuğumuz bir anca önce başlasın!

 

Midilli sokakları
Midilli sokakları

 

Midilli Adası Hakkında Kısa Kısa – Midilli Adası Gezilecek Yerler

  • Yazıda sürekli ‘Midilli’ diye bahsedecek olsam da adanın esas ismi ‘Lesvos’. Aslında Midilli Lesvos Adası’nın başkenti konumunda olduğu için ve feribot seferleri buraya yapıldığı için insanlar gidip geldikçe adı Midilli’ye dönmüş.
  • Midilli, Yunan Adaları’nın üçüncü büyük adası.
  • Yunanistan’a bağlı Midilli Adası’na gidebilmeniz için Schengen Vizesi sahibi olmanız veya ‘kapıda vize’ almanız gerekiyor.
  • Midilli Adası denince aklınıza Büyükada, Heybeliada gibi küçük bir yer gelmesin! Adanın içinde 10’a yakın kasaba, 70’e yakın köy bulunuyor.
  • Yunan Adaları denince akla ilk gelen ‘uzo’ olsa da Midilli ayrıca ‘zeytinyağı’ üretimiyle öne çıkıyor. Yıllık 50 bin tona yakın zeytinyağı elde ediyorlar. Gezerken hem zeytinyağı hem de uzo fabrikalarına rastlayacaksınız. Her biri Midilli için çok önemli bir gelir kaynağı.
  • Adanın başlıca kasabaları Molyvos, Petra, Mytilene, Pappados, Polichnitos, Plomari, Kalloni ve Eresos.
  • Adanın en batısında dikkatinizi çekeceğine hatta sizi büyüleyeceğine emin olduğum ‘Dünyanın ikinci taşlaşmış ormanı’ bulunuyor. Fosilleşmiş bitkiler insanı hayrete düşürüyor ve doğa şartlarına bir kez daha şaşırıyorsunuz.
  • Midilli Adası aynı zamanda Kalloni ve Gera isminde iki büyük körfeze de ev sahipliği ediyor. Yunanistan’ın üçüncü büyük tuz alanı olarak bilinen Kalloni içerisinde 263 hektarlık tuz havzası bulunduran bir iç deniz.
  • Adanın doğası harika, her yer yemyeşil. Midilli’nin %40′ı meyve ve zeytin ağaçlarından, %20’si farklı ağaçlardam oluşuyor.
  • Midilli’ye ister yazın ister kışın gidin, her mevsime uygun aktivite mevcut. Plajlar ve termal merkezler turistler açısından oldukça ilgi gören bir yer.
  • Yunanistan’ın neresine giderseniz gidin yol kenarlarında içerisinde mumlar ve çiçekler bulunan mini kilise modelleri gibi kutucuklar göreceksiniz. Bunları gördüğünüz her yerde trafik kazaları gerçekleşmiş anlamına geliyor. Hayatını kaybeden kişilere adanmış bu kilise modelleri sizin de yolda dikkatli olmanız gerektiğine dair önemli bir işaret. Yolda ne kadar fazla sayıda olduklarını gördüğünüzde ne demek istediğimi anlayacaksınız.

 

Midilli Adası Nerede?

Midilli Adası Yunanistan’ın 3. büyük adası olmasının yanında diğer Yunan Adaları gibi ülkemize yakınlığı ile popülerliğini katlamış bir yer. Balıkesir’in güzel beldelerinden bir tanesi olan Ayvalık’ın karşısında yer alıyor.

 

 

Midilli Adası’na Nasıl Gidilir?

Midilli Adası’na ulaşım için denizyolunu veya havayolunu tercih edebilirsiniz. Havayolu ulaşımı bilmiyorum ne kadar mantıklı olur ama denizyolu ulaşımı kesinlikle çok güzel bir alternatif! Hatta Midilli’yi bahane edip daha önce hiç gitmediyseniz Ayvalık’ı da bir güzel gezer, bir taşla iki kuş vurursunuz! Neyse, konumuza dönelim…

Feribotla/Deniz Otobüsüyle

Bence adalara gidişin en güzel tarafı seyahat şekli. Deniz ve demiryolu ulaşımı bana her zaman aşırı sempatik, nostaljik ve romantik görünmüştür. O nedenle bana göre adanın en keyifli yanı Midilli feribot yolculuğu. Feribot yolculuğu sadece 1-1,5 saat sürüyor.

 

Turyol feribotlar
Turyol feribotlar

 

Ayvalık Liman – Midilli arasında hizmet veren firmalar mevcut, bunların en bilineni ise Turyol.

Turyol ile gidiş – dönüş feribot biletini online aldığınızda gişeden daha ucuza alabiliyorsunuz. Feribot bileti alırken araçlı/araçsız, araç tipi, yolcu sayısı gibi bilgileri de girmeniz gerekiyor. Gidiş – dönüş kişi başı ortalama 30 Euro gibi makul bir fiyata feribot biletinizi satın alabilirsiniz. İsterseniz diğer Yunan Adaları’na da feribotlarla seyahat edebilirsiniz. Kavala, Sakız ve Pire Adası’ndan da arabalı feribot seferleri bulunuyor. Turyol dışında Jale Tur, Jalem Tur gibi farklı acenteler de mevcut. Ayrıca; Eğriboz, Dedeağaç, Sisam, Volos, Limni, Rodos gibi bölgelerden de belli zamanlarda feribot seferleri düzenleniyor.

Fakat iş bilet almakla bitmiyor. Bileti online da alsanız, gişeden de alsanız Turyol ofisinden check-in yaptırmanız gerekiyor. Ardından pasaport kontrolü ve sonrasında feribot ile Midilli’ye doğru keyifli bir yolculuk başlıyor.

Uçakla

Uçağı tercih ederseniz Midilli Adası’na 5 km uzakta yer alan Mytilene Havalimanı’na iniyorsunuz. Fakat Türkiye’den Midilli’ye direk uçuş bulunmuyor. Hem zaman hem de nakit kaybı olan genellikle Atina aktarmalı olan bu uçuşlar bilmiyorum size ne kadr cazip gelebilir fakat bence pek mantıklı değil. Yine de uçakla gelecekseniz havalimanından taksiyle, kiralık araçla veya otobüslerle merkeze ulaşabilirsiniz. Araç kiralamaya haftalık 120 – 150 Euro arası  ödeyerek adanın keyfini rahatça çıkarabilirsiniz.

 

Midilli Adası’na Ne Zaman Gidilir?

Midilli Adası’na gitmek için en uygun zaman diye spesifik bir dönem söylemek pek mümkün değildir. Çünkü hem yazın hem kışın tarihi ve kültürel alanlarıyla ziyaretçilerini en güzel şekilde ağırlar. Eğer siz yaz tatili için alternatif arıyorsanız Midilli Plajları’nın tadını çıkarabilirsiniz veya kışın termal kaplıca merkezlerinde keyif yapabilirsiniz. Bayramlar ve özellikle yaz tatilinde genellikle çok daha yoğun bir kalabalığa maruz kalacağınızı ön görerek planınızı yapmak en iyisi. Sakin bir Midilli tatili için Eylül, Ekim veya Mart, Nisan aylarını tercih etmek de mantıklı olabilir.

 

Midilli Adası İçi Ulaşım

Midilli içi ulaşım için eğer kendi aracınızla seyahat etmiyorsanız araç kiralamanızı öneririm. Çünkü gezilecek çok yer var. En başta da söylediğim gibi ada dedik diye aklınıza bizim güzel Heybeliada, Burgazada, Sedef Adası gibi yerler gelmesin. Epey büyük ve bölgeler arasını ancak araçla rahatça gezebileceğiniz bir yer.

Araç kiralama alternatifi olarak motosiklet kiralamayı da düşünebilirsinz. Otobüsler ki genellikle tur otobüsü oluyorlar inanılmaz fahiş fiyatlar talep ettiklerinden bir de turla gezmenin daha kısıtlı olması nedeniyle araç kiralamayı tercih etmeniz faydalı olacaktır.

Midilli içi ulaşım için hizmet veren belediye otobüslerinin de şöyle bir dezavantajı var; adanın çoğu bölgesine belli saatlerden sonra direkt ulaşmak mümkün değil. Belediye otobüsleri Plomari, Petra, Molyvos, Sigri kasabalarına gidiyor. Ada içinde taksiler de hizmet veriyor ancak Türkiye’dekine kıyasla çok daha pahalı.

 

Midilli Adası Gezilecek Yerler

1. Mytilene (Midilli)

Mytilene yani Midilli yani adanın merkez bölgesi, feribottan inilen bölge…Adaya adımınızı atar atmaz etkileyici yapılara rastlayacaksınız ve bence ada sizi ilk 5 dakikada bile etkilemeye başlayacak. Agios Therapontas Kilisesi’nin göze çarpan kubbesi Mytilene’in sembolü haline gelmiş. Kiliseden sonra en meşhur yapı ise Gataluzi Kilisesi yani Midilli Kilisesi. Kiliseyi de kilisenin bulunduğu yeri görmek için de buraya çıkmalısınız. 1860 yılından bu yana zamana meydan okuyan Midilli (Gataluzi) Kilisesi deniz kenarında ve yemyeşil bir tepede konumlanıyor. Ayrıca kalede yaz mevsiminde opera, tiyatro gibi birçok sanat etkinliği ve festivaller düzenleniyor.

 

Mytilene
Mytilene

 

Ayrıca alışveriş için ziyaret edebileceğiniz Ermou Caddesi de limana paralel uzanan, en uzun cadde olarak çoğunlukla kalabalık ve hareketli. Burada yer alan çarşıyı baştan sona gezerek hediyelik eşya alışverişinizi yapabilirsiniz. Caddenin sonunda ayrıca Osmanlı izlerini taşıyan yıkık bir camiyi görüyorsunuz. İhtişamını koruyarak yıllar geçirmiş Helenistik Dönem yapılarından Mytilene Antik Tiyatrosu’na da uğramadan geçmeyin.

Mytilene yani Midilli’nin en önemli gezilecek yerlerinden bir tanesi de Midilli Kalesi. Bizans döneminde Antik Akropolis toprakları üzerine inşa edilmiş, adadaki en büyük kale olan Midilli Kalesi’ne çıktığınızda neredeyse şehre kuş bakışı bakıyorsunuz. Zaten kaleyi görmemek ve orayı ziyaret etmemek pek mümkün değil. İhtişamlı yapısı ve korunan bir yapı olması nedeniyle kalenin tepesine tırmanırken de gezerken de etkileneceğinize eminim. Midilli Kalesi 1355 yılında hükümdar Francisco’nun Bizans İmparatoru’nun kız kardeşiyle evlenmesinin üzerine çeyiz olarak alınmış. 1384 yılında meydana gelen büyük bir deprem nedeniyle kale büyük hasar görmüş fakat ilerleyen yıllarda tadilat işleri yapılmış. Ayrıca bu depremde kraliyet ailesinin büyük bir kısmı da hayatını yitirmiş.

 

Midilli Adası
Midilli Kalesi

Midilli Kalesi 1462 yılında Türklerin eline geçmiş ve birçok değişiklik yapılmış. 1677 yılında Osmanlı tarafından birçok değişiklik yapılarak kullanılan kale 1912‘de Lesvos (Midilli)’un Yunan devletine ait olduğuna karar verilmesiyle yeniden Yunanlıların oldu.

Midilli Kalesi giriş ücreti belli bir noktaya kadar yok fakat en tepesine çıkmak isterseniz 2 Euro ödemek zorundasınız. Bu paraya zaten fazlasıyla değeceğini söylememe gerek bile yok! Ayrıca burada deneyimleyebileceğiniz en güzel aktivitelerden bir diğeri de kalede düzenlenen etkinliklere katılmak. Kaleiçi konserleri halk arasında da oldukça popüler. Denk gelirseniz kesinlikle kaçırmayın.

Arkeoloji severler için merkezden çok da uzak olmayan Arkeoloji Müzesi de seçenekler arasında değerlendirilmeli. Küçük olmasına rağmen içerisinde birçok mozaik, heykel, seramik gibi farklı eserler yer alıyor.

Mytilene’de Türklere ait bir eser varsa o da şu an ibadete kapalı olmasına rağmen buradaki en hareketli cadde olan Ermou Caddesi’nden kaleye yürürken Yeni Cami‘yi görebilirsiniz. 6 yıldır caminin restorasyonu için çalışılıyormuş. Osmanlı’dan kalan bu caminin 1960 yılında kaderine terk edildiği biliniyor.

Theophilos Müzesi de Midilli merkezde konumlanan, bir ressama ait özel bir müze. Sanat meraklıları için görülecek yerler arasına eklenebilir. Müze adını farklı boyalar ve boyama tarzını kullanarak ortaya çıkardığı eserler ile adını duyurmuş olan Theophilos’un eserlerinden oluşuyor. Geçmiş dönemleri temsil eden çok sayıda resme rastlamak mümkün.

Ayrıca sanatseverlerin hoşuna gideceğine inandığım Theriade Kütüphanesi ve Modern Sanatlar Müzesi‘nin de Midilli için önemi büyük. Dünyaca ünlü ressamların çok sayıda eserlerinin sergilendiği ve buraya kadar gelmişken mutlaka görülmesi gereken bir güzelliğe sahip olduğu bir müzedir.

Midilli Kalesi surlarında
Midilli Kalesi surlarında

 

Mytilene yani Midilli’nin merkezinde yer alan ve gözden kaçması neredeyse imkansız olan Katolik Kilisesi de görülmeye değer. Günümüzde hala ibaret için kullanılıyor ve görülmeye değer dikkat çekici ikonaları var.

Sahil şeridinde yürürken gözünüze çarpacak olan Agalma Eleftherias Anıtı yani Özgürlük Anıtı bulunuyor. Zaten kaleye giderken önünüze çıkacak. Bu anıtın tarihi açıdan değil turistik açıdan önem taşıdığı söyleniyor çünkü adada turizm gelişmeye başlayınca dikkat çekici olması adına yapılmış.

Byzantine Sanat Müzesi de yine Midilli’de gezilip görülebilecek müzeler arasında yer alıyor. Az sayıda eser olmasına rağmen her biri çok kıymetli olan eserlerden oluşuyor. Bizans Rum Ortodoks koleksiyonuna ait eserlerin dünya genelinde oldukça önemli olduğu söyleniyor. Zaten bu müzede sahile yakın ve merkezi yerde kaldığından yürürken veya dolaşırken önünüze gelecektir.

Bunların yanı sıra Mytilene hareketli şehir hayatı, upuzun ve temiz sahilleri, geniş limanları ile çok keyifli bir gezi vaat ediyor. Sappho Meydanı’ndan gezmeye başlayınca cadde kenarlarında göreceğiniz çok sayıda kafe ve barlar hem turistler hem de yerel halk tarafından tercih ediliyor. Yani aslında bizdeki ve başka ülkelerdeki gibi turistik tuzaklara burada pek rastlamıyorsunuz. Ne fiyatlar fahiş ne de hizmet kalitesinde bir aksaklık söz konusu.

 

2. Petra

Petra, Molyvos’a en yakın yerleşim yerlerinden biri olmasının yanında ayrıca en turistik bölgelerden birisi. Edebiyat ve sanat anlamında önemli isimler arasında yer alan Thrasyvoulos Stavrou, Neoklis Kazazis, Takis Eleftheriadis gibi isimlerin doğduğu yer olması şehrin kültürel birikimine katkıda bulunmuş. Yıl içinde Petra’da çok sayıda kültürel etkinlik düzenleniyor. Midilli otelleri de genellikle burada konumlanmış.

Petra Yunanca’da kaya demekmiş. Zaten bölgeye adını veren de kasabanın tam ortasındaki 40 m. yükseklikteki kaya imiş. Kaya diyince gözünüzde ne canlandırırsınız bilmem ama buraya tırmanarak tepedeki manzaranın keyfini sürebiliyorsunuz. Kayada 114 basamak ile ulaşabildiğiniz Panagia Glikofilusa Kilisesi’ni görüyor ve günbatımında manzara keyfinizi katlayabiliyorsunuz.

 

Petra meşhur kilise Midilli
Petra meşhur kilise Midilli

 

Petra’nın karşısında konumlanmış genelde küçük hayvanlara ev sahipliği eden üç kayalık ada yer alıyor ve Tavşan Adası olarak biliniyor. Burada yer alan bir sığınak şu anda ekolojik gözlem evi olarak kullanılıyormuş. Buraya gitmek isterseniz deniz bisikleti kiralayabilirsiniz. Genellikle teknesi olanlar bu taraflara avlanma için geliyormuş.

Petra’da gezilip görülecek yerler bu kadarla da sınırlı değil. Agios Nikolaos Kilisesi Petra meydana yakında yer alan bir kilise anıtı ve sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmış. Ayrıca dilerseniz bu anıtın müzesini de gezebilirsiniz.

Meşhur Panagia Glikofilusa Kilisesi’ne ev sahipliği eden Meryem Ana kayasının hemen arkasında yer alan Vareltzidenas Evi‘nin de buradaki önemi büyük. Osmanlı egemenliğindeyken yapılan sosyetik Midilli mimarisiyle inşa edilmiş bu bina 18.-19. yy. arasında inşa edilmiş.

Kilise ziyareti sevenler için farklı ve etkileyici mimarisiyle Kimisi tis Theotokou Kilisesi de öneriler arasında ye alıyor. İpsilometopo, Petra’nın kuzey kenarında kalan küçük ve yemyeşil bir köy olarak yolunuzu düşürebileceğiniz güzellikte bir yer. Burada yeşilin içinden geçerken Kalloni manzarasını seyredebilirsiniz.

Petra gece gündüz hareketli olan bir yer; gündüz neoklasik taş evlerini, butik dükkanlarını, nefis doğası, sunduğu manzaraları keşfederken gece de lezzetleriyle ünlenmiş restoranları, barları ve tavernalarıyla zamanın su gibi akıp gittiği bir kasaba.

Petra’ya yakın eski geçidi, değirmen kalıntıları ve yeşilliği ile gezilip görülebilecek yerlere adaya olan bir başka bölge ise Stipsi. Bunların yanı sıra Petra elbette plajları ile de çok meşhur.

Kısacası Petra’da gezilecek çarşı ve burada dolanırken aralarında dolaşacağınız renkli sokakları çok keyifli ve huzurlu saatler geçirmenizi sağlayacak. Eski evlerin önünde bolca fotoğraf çekineceğinize, sahildeki taverna ve kafelerde keyifli saatler geçireceğinize eminim! Akşam yemeği için sahildeki The Women’s Cooperative ve sonrasında dondurması ve Kavala kurabiyesi ile meşhur Tsalikis’i tercih edebilirsiniz.

3. Skala Sykamineas

Skala Sykamineas Midilli Adası’nın en küçük ve tatlı köylerinden bir tanesi. Hatta sahil kasabaları arasında öne çıkan yerlerden bir tanesi. Sahil kasabası dedim ama Skala Sykamnieas, Lepetimnos Dağı’nın 300 m. yüksekliğindeki bir yamaca kurulmuş. Midilli’nin kuzey ucu olduğundan Assos’u kolayca görebiliyorsunuz.

Bir liman kasabası olduğu açıkça belli, sokaklar sakin ve huzurlu…Midilli gezinize keyifli bir mola vermek için Skala Sykamineas’yı tercih edebilirsiniz. Skala Sykamineas sahilinde devasa kayaların çevrelediği zarif ve sade mimariyle inşa edilen Meryem Ana Kilisesi bölgenin görülmesi gereken bir parçası. Bölgeye adını veren, Yunanca’da dut ağacı anlamına gelen ve küçük kasabanın simgesi haline gelmiş 100 yaşını aşmış dut ağacının altında dinlenmeyi de ihmal etmeyin.

 

Skala Sykamineas
Skala Sykamineas

 

Türkler tarafından çokça ziyaret edilen yerlerden birisi olan Skala Sykamineas yeme içme alternatifleri açısından da zengin. Sahil kenarında sıralanmış geleneksel restoranlarda uzo eşliğinde deniz ürünleri ve mezelerin tadına doyabilirsiniz. Assos manzarası eşliğinde yemek yiyebileceğiniz Mouria tou Myrivili’i denemenizi öneririm.

4. Molyvos

Molyvos adanın hareketli kasabalarından bir diğeri. Molyvos, Molivos veya Mithimna da denilen kasaba adanın Türkiye’ye en yakın bölgesi. Molyvos ve Assos arası deniz üzerinden mesafe yalnızca 10 km. Molyvos 1965 yılında kasaba olarak ilan edilmiş ve koruma altına alınmış. O gün bugündür de aynı hassasiyetle korunmaya devam ediliyor. Hem tarihi yapılar hem de doğal güzellikleri özenle korunurken kasabada huzurlu ve sakin bir yaşam hakim.

Molyvos ayrıca her yıl mutlaka düzenlenen çeşitli konferanslar, sergiler ve kültürel etkinlikler sayesinde gerek ulusal gerek uluslararası çok sayıda ziyaretçi ağırlıyor. Kültür sanat seviyesi oldukça yüksek olan kasabada elbette görülmesi gereken yerleri de atlamamak lazım. Şirin mi şirin bir köy kütüphanesi, güzel sanatlar okulu, belediye sanat galerisi gibi çok özel yerlere gayet yakın olan Pitoresk Limanı’nda çay-kahve molası verebilirsiniz. Nostaljik bir yolculuk için Arnavut kaldırımlı Agora Caddesi’nden Bizans Kalesi’ne çıkabilirsiniz.

 

Molyvos Midilli
Molyvos Midilli

 

Molyvos sokaklarında minik dükkanlar bulunuyor, buralardan hediyelik eşya için alışveriş yapabilirsiniz. Ayrıca sokaklarda hatta kasabanın genelinde rastlayacağınız çeşmelerin her biri Osmanlı’dan kalma imiş. Geçmiş yıllarda evlere su dağıtımı bu çeşmeler sayesinde yapılıyormuş.

Molyvos’un tepede kalan ve buranın simgesi haline gelen yapısı ise Molyvos Kalesi…Kalenin üç kapısı var her birinden muhteşem manzaralara tanıklık edebiliyorsunuz. Molyvos Kalesi de Midilli Kalesi gibi Bizans döneminde inşa edilmiş ve geniş antik surlar üzerine kurulmuş. Yıllara meydan okuyan ihtişamlı görüntüsüyle kasabanın tepesinde kendini gösteriyor. Kırmızı-kahverengi bölgeye has taşlarla büyük zahmetlerle inşa edilmiş olan Molyvos Kalesi surlarının yıllara meydana okuyacak kadar sağlamk oluşuyla da dikkat çekiyor. Ayrıca kalenin surlarında çok sayıda sembol, arma ve yazıtlara rastlıyorsunuz.

Molyvos Kalesi çok iyi korunmuş olması ve sağlamlığı sayesinde Doğu Akdeniz’in en iyi korunmuş kaleleri arasında yer alıyor. Kaleyi Pazartesi günleri 13:00-20:00 saatleri arasında, diğer günler 08:00-20:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Özellikle burayı ziyaret etmek için gün batımı saatlerini tercih ederseniz bir kez daha Midilli’ye neden güneşin ve ayın en güzel battığı yer dendiğini kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Eğer manzaranın tadını uzun uzun çıkarmak isterseniz kale etrafında konumlanan kafelerde de keyifli saatler geçirebilirsiniz.

Molyvos’un en keyifli bir başka yeri ise çarşının tepesinde yer alan Blue Fox isimli mekan. Deniz manzarası, tertemiz hava ve sınırsız huzur ve mutluluk…Konumu nedeniyle yükseklik korkusu olanlar bahsettiğimiz huzuru hissedebilir mi pek emin değilim ama balkonun en ucuna oturmasanız bile bir şans verim derim.

Sigri’yi anlatmaya geçmeden önce Molyvos-Sigri yolu üzerinde kalan Ipsilou Manastırı‘ndan bahsetmeden geçmeyeyim. Burası da yine Yunanistan genelinde olduğu gibi en yüksek tepeye konumlanmış bir manastır.

Deniz seviyesinden 511 m yükseklikte konumlanan, Ordimnos Sıradağları’nın en yüksek noktasında yer alan Ipsilou Manastırı Midilli gezilecek yerler arasında görülmesi gereken yerlerden. Sessiz, sakin, iç açan bir manzara ve etkileyici bir tarih ile dolu. Ulaşım konusunda da bir sıkıntı yaşamadan, önüne kadar gidip park edebileceğiniz bir yol üstünde kalıyor.

Ipsilou Manastırı’nın mimarisi kale görünümünü andırıyor ve bu da ona farklı bir anlam yüklüyor. Burası Midilli’nin en eski manastırı olup 1462, 1821 ve 1851 yıllarında Osmanlı tarafından çok kez baskına uğramış. Manastır yalnızca bunlardan etkilenmekle kalmayıp 1967 yılında çıkan yangınla da epey hasar gördükten sonra restore edilmiş.

Henüz 3 yıl önce restorasyon işlemleri bitip yeniden açılan Molyvos Osmanlı Hamamı Müzesi baştan aşağı yenilenmiş. 1960 yılına kadar hizmet veren bu hamam Molyvos Çarşısı içinde yer alıyor.

Manastır içinde Hz. İsa, Meryem Ana ve Aziz John’a adanmış birkaç büyük Bizans simgesi bulunuyor. Ayrıca duvarlarda çok sayıda el yazması da yer alıyor. Ipsilou Manastırı’nı görüp etkilenmemek mümkün değil.

5. Sigri

Midilli’nin en batısında yer alan Sigri şirin mi şirin bir balıkçı kasabası denilebilir. Oldukça sakin bir günlük hayatın hüküm sürdüğü Sigri’de çok sayıda yazlık ev bulunuyor. Doğası gerçekten de çok güzel korunmuş Sigri kasabasında Türk Kalesi bulunuyor. Özellikle çocuklu aileler tarafından çok fazla tercih edilen Sigri Plajı dalgasız ve sığ olması nedeniyle ilgi görüyor. Zaten yazlık evlerin burada çoğalmasının en önemli nedeni de bu…Plajın ardındaki ufak ormanlık alan da temiz ve serinletici havanın güzelliğine doyuyorsunuz.

 

Sigri Kalesi Midilli
Sigri Kalesi Midilli

 

Plaj ve doğal güzelliğinin yanında Sigri’de de önemli yapılar mevcut. Albert Camus’nun burayı ziyaret ettikten sonra ‘Tanrı’nın Toprakları’ diyerek tanımladığı bir yer Sigri. Süleyman Paşa tarafından 1757 yılında inşa ettirilen ve yapım amacı korsan istilalarından korunmak, güvenli bir şekilde taşımacılık faaliyetlerini sürdürmek olan Sigri Kalesi buradaki en büyük kalelerden bir tanesi. Sadece Sigri değil Midilli genelinde en çok ziyaret edilen tarihi yapılar arasında yer alıyor.

Kalenin ana kapısı doğusunda kalan ve demir plakalarla kaplanmış. Türk Kalesi sene boyunca açık ve girişler ücretsiz. İçeriye girdiğinizde muhafızlar için tasarlanmış taş hücreler dikkatinizi çekiyor. Ayrıca kakmalı Türk yazıtları da görülesi bir önem taşıyor. Etrafında ise uçsuz bucaksız Ege Denizi manzarası ile hayranlık uyandırıyor.

6. Eresos

Eresos Midilli’de sörf için tercih edilen, tertemiz olan sahiliyle ve kapısının lezbiyenlere sonuna kadar için açık olduğu yerlerden bir tanesi olmasıyla tanınan özel bir yer! Eresos merkezi sahile uzak kalsa da sahil kısmı epey rüzgar alıyor ve rüzgar sörfü ile ilgilenen sporcular buraya geliyor. Mytilene – Eresos arası 85 km ama bana inanın buraya geldiğinize değecek!

Bölgenin biraz tarihine gidersek; Dünyaca tanınan Antik Yunan şairi Sappho burada doğmuş. Ünlü lirik şair lezbiyen kelimesini ilk kez kullanıp, lezbiyen olduğunu açıklayan ilk kişi olarak biliniyor. Sappho’nun yanı sıra M.Ö. 4. yy filozoflarından Phanias ve Theophrastus gibi isimler de burada doğmuş. İşte ilk cümlede bahsettiğim lezbiyenlere kapısını sonuna kadar açmasının nedeni bu. Dünyanın çeşitli bölgelerinden gelip Eresos’a yerleşen çok sayıda lezbiyen çift var. Burada gezerken el ele gezen lezbiyen çiftleri göreceksiniz. Hatta Sappho için Eresos kasabasında her yıl ‘Lezbiyen Festivali’ düzenleniyor.

Arkeoloji meraklıları için bir öneri de Eresos Arkeoloji Koleksiyonu için geliyor. Burası küçük ama M.Ö 7. yy.’dan kalan çok sayıda eser ve bölgenin tarihine ait izlere rastlamak mümkün. Burada yapılan kazılarda elde edilen kalıntılar ve mozikler sergileniyor.

 

Eresos sahilde gün batımı
Eresos sahilde gün batımı

 

Bu bölgeyi dünya geneline tanıtan bir başka özelliği ise eşsiz güzellikteki plajları…Midilli Plajları’nın her birinde keyifle vakit geçirebilirsiniz ama Eresos bölgesindekiler başka bir güzellik taşıyor. Ayrıca yazının en başında belirttiğim dünyanın ikinci taşlaşmış ormanına da Eresos’taki parkuru takip ederek ulaşabiliyorsunuz. Bu doğa parkuru sizi sonunda epey etkileneceğiniz ve yürürken de çok keyif alacağınız bir yolculuğa çıkarıyor.

Eresos’un ünlü yapılarından bir tanesi de İpsulu Manastırı, Ordimnos Dağı zirvesinde yer alıyor. Ayrıca Pitari Manastırı da içerisinde bir yapay gölet bulundurmasıyla oldukça ilgi toplayan bir yer. Zaman kısıtınız yoksa tüm bu yerleri mutlaka görmelisiniz. Her birinin farklı bir güzelliği ve hissi var.

7. Taşlaşmış Orman

Taşlaşmış ormanı ayrıca özellikle yazmak istedim çünkü burası UNESCO tarafından koruma altına alınmış ve doğanın karşısında ne kadar küçük olduğumuzu gösteren bir tanık adeta. 20 milyon yıl önce faaliyete geçen yanardağın lavları adanın bu bölgesini kaplayarak ormanları taşlaştırmış. Hala burada doğayı biraz daha yakından tanımak adına kazılar sürdürülüyormuş.

Kuzey Ege’de meydana gelen volkanik faaliyetler nedeniyle bölgenin bitki örtüsü olan palmiye, sekoya, çam gibi büyük ve çeşitli bir bitki örtüsü kül ve lavların altında taşlaşarak bu hale gelmiş. Lav ve küllerin altında kalmasının yanında zaman içinde mineraller ve yeraltı sularıyla insanı şaşırtacak derecede sağlam kalmayı başaracak şekilde dayanıklılık kazanmışlar.

Sigri fosil ormanı veya taşlaşmış ormanı olarak tanınan bu enteresan yer 2004 yılından beri Avrupa Jeoparklar Ağı’na üye olması sayesinde dünya genelinde iyi tanınıyor. Sanırım buraya kadar gelip görmeden geri dönmeyin dememe bile gerek kalmamıştır…

 

Taşlaşmış ormandan görüntüler
Taşlaşmış ormandan görüntüler

 

Sigri ile Eressos bölgeleri arasında kalan bu volkanik bölge yine doğanın büyüleyici mucizelerinden ya da belki de felaketlerinden bir tanesi, bilemiyorum. Bu ağaç ve toprakları cansız bıraktığı için böyle dedim fakat görüntü gerçekten çok etkileyici.

Adanın batı kısmında kalan Fosil Orman Doğa Tarih Müzesi de bu taşlaşmış ormana ait detaylar bulabileceğiniz bir adres. Sigri’deki taşlaşmış ormanda fosilleşmiş ağaç ve bitkilerin yanı sıra meyve, kök, tohum ve yaprak fosillerine de rastlayabilirsiniz.

Bu fosilleşmiş yapılara farklı yerlerde de rastlayabilmeniz mümkün. Plaka Parkı, Megalonisi Parkı ve Bali Alonia Parkı ilgililer için alternatif adresler olarak gezi rotasında yer alabilir.

Bitmedi! İsmine Monastery of St. John the Theologian veya Agios Ioannis the Theologist gibi farklı isimlerle de rastlayabileceğiniz adanın içinde kale gibi heybetli duran bir manastır daha var sırada…Adanın ortasında kalan tepede, duvarları 15 metreyi aşan, genişliği 70 metreye ulaşan bu manastır depremlerde zarar görmüş, çok kez yağmalanmış, birçok savaş atlatmış ve elbette bu büyük hasarlara dayanamayıp yeniden yapılmış. Manastırın yolu biraz zorlu olsa da defalarca da bahsettiğim gibi muhteşem bir manzaraya sahip. Gezinti sırasında manastırdaki rahipleri de görebilirsiniz ama kendinizi ‘istenmeyen’ olarak hissetmeye hazır olun; biraz öyle bir tavırları var gibi…

8. Plomari

Merkezin güneyinde kalan Plomari geçmişte hem liman olarak kullanılmış hem de adeta bir ‘anason cenneti’ olarak tanınan Lisvoli yakınlarında bulunmasıdır. Bu nedenle Plomari’de Yunanistan’ın özel içkisi olan uzonun en ünlü markalarından birisi olan Barbayanni Uzo Müzesi ve fabikası ve diğer uzo üreticilerinin fabrikaları da bulunuyor. Tıpkı bizim Kapadokya’daki şarap üretimi ve mahzenler hakkında bilgi alabildiğimiz gibi burada da uzonun geçmişine, üretim aşamaları ile ilgili detaylı bilgiler veriliyor. Barbayanni Uzo Fabrikası ’ndan 17 ülkeye dağıtım yapılıyor ve yılda 250 bin şişe üretiliyormuş. Fakat fabrikayı görünce şoka girebilirsiniz çünkü iki katlı sıradan, orta büyüklükte bir yapı ve üretimde sadece 5 kişi çalışıyor.

Bunun yanı sıra Isidoros Arvanitis Uzo Müzesi ve Fabrikası da burada yer alıyor. Anason kokusu eşliğinde uzonun nasıl yapıldığına dair etkileyici bir sunum, fabrika gezisi ve tadım aşamaları geziyi keyiflendirecek deneyimler…Fakat tesis hafta sonu çalışmadığından mümkünse hafta içi gelin ve üretim sürecini doğrudan gözlemleyin!

Adalılar tarafından ‘Ege’nin Balkonu’ diye adlandırılan Plomari’de uzo kokusu eşliğinde sokaklarda gezecek, geleneksel mimariyle inşa edilmiş evleri inceleyecek ve Yunan mutfağına ait lezzetlerin tadına doyacaksınız. Mytilene’e 42 km uzaklıkta bulunan Plomari tüm bu özelliklerinin yanında denize yakınlığı ve kültür anlayışıyla da ziyaretçilerin beğenisini topluyor. Burada Plagai, Akrasi, Trigonas, Paleohori, Ampeliko, Neohori, Megalohori gibi yedi farklı köy bulunuyor. Küçük kanyonlar, derbentler, zeytinlikler derken hem geçmişe hem de doğaya yolculuk yaptığınız bir gezinin içinde buluyorsunuz kendinizi…

 

Plomari
Plomari

 

Plomari genelde uzo alışverişi için tercih edilen bir yer ve müzenin, fabrikanın gezme imkanı olması bu kültürü yakından tanımanıza olanak sağlıyor. Dilerseniz uzo alışverişinizi merkezden de yapabilirsiniz fakat fabrika fiyatları ve market fiyatları arasında yaklaşık 1-2 Euro fark ediyor.

Eğer Midilli seyahatiniz günübirlik olacaksa Plomari’ye kadar yani bu kadar güneye gelme konusunda zamanınız kısıtlı kalabilir. Fakat burayı illa görmek isterseniz özellikle Ağustos ayında düzenlenen Uzo Festivali’ne denk getirmenizi öneririm. Sonuçta burası rakının dünyada üretildiği ilk yer olarak tanınıyor; festivali görmek de özel bir deneyim olabilir. Bu arada buradan Mytilene dönüş yoluna geçtiğinizde önünüze gelecek olan meşhur yerlerden bir tanesi de Zeytinyağı Müzesi. (Olive-press Museum of Archipelagos Society) Buraya yolunuz düşerse uğramayın, yolunuzu buradan geçirin, o kadar farklı ve özel bir yer. Aynı uzoda olduğu gibi geleneksel olarak zeytinyağının işlenişi görsellerle anlatılıyor ve üretimindeki ekipmanları inceleyebiliyorsunuz. Genellikle çok kalabalık olmuyor rahatça gezebilirsiniz. Ayrıca buradan tazecik kaliteli zeytinyağlarını satın alıp yemeklerinizi tatlandırabilirsiniz. 🙂

9. Kalloni

Kalloni Midilli Adası’nın ikinci merkezi denilebilir. Buraya flamingolarla iç içe olmak ve taptaze sardalyanın tadına bakmak için gelebilirsiniz. Doğa ve özellikle kuş gözlemciliği ile yakından ilgilenenlerin kesinlikle gelmeleri gereken bir yer Kalloni Tuz Gölü. Burası Yunanistan’ın üçüncü büyük tuz havzası. Kuş gözlem alanında dürbün alıp flamingoları izleyebiliyorsunuz.

Ana yoldan sadece 1 km içeride kalan Aphrodite Tapınağı özellikle bahar ve yaz aylarında hem tarihi açısından hem etrafının yemyeşil ve çiçeklerle dolmasıyla çok keyifli bir yer haline geliyor. M.Ö 1. yy.’da inşasına başlandığı bilinen bu tapınağın şu anda kalıntlıları sergileniyor. Yine de ne kadar iyi korunduklarını hemen fark edebilirsiniz. M.S 500 yılında burası bir tapınak olmak yerine kilise olarak kullanılmaya başlamış ve bu da yapıda bazı değişiklikler yapılmasına neden olmuş. Bu tapınağı çevreleyen 40 sütundan 14 tanesi ve mahzen bölümü yeniden inşa edilmiş. Ayrıca burada gezerken rastlayacağınız başka tarihi kalıntılar da var ki bunlardan biri tapınağa açılan büyük kapı olarak kullanılan Tetrapylon‘dur. Burayı gezmeden dönerseniz gerçekten çok şey kaybetmiş olursunuz.

Taze sardalyanın tadına baktıktan, flamingoları ziyaret ettikten ve tapınak ziyaretinden sonra Kalloni’de görülecek önemli yapılardan biri daha: Moni Limonos Manastırı. Manastır 1526 yılında inşa edilmeye başlanmış ve şaşırtıcı derecede iyi korunarak şu anda zamana meydan okuyor. İçerisi de oldukça etkileyici, o kadar ki Midilli’nin en iyi korunmuş manastırı olarak tanınıyor. Manastırdaki kiliseye erkekler dilediği gibi girebiliyorken kadınlar giremiyor. Bahçede gezerken göreceğiniz çeşmeler de Osmanlı Dönemi’nden kalma…Oldukça iyi korunmuş ve oldukça büyük, etkileyici mimariye sahip binasıyla görülmeye değer bir yer.

 

Kalloni sahili
Kalloni sahili

 

Kalloni’de yer alan Messon Tapınağı da farklı ve ilgi çekici gezilecek yerlerden bir tanesi. Üç Tanrının Kutsal Alanı olarak da söylenen Messon Tapınağı’nda bahsi geçenlerin Zeus, Cybele ve Dionysos Omastes olduğu biliniyor. Bizans Dönemi’nin son yıllarında Mikail’e ibadet etmek amacıyla bir tapınağa dönüştürülmüş.  Hem tarihteki hem de günümüzde burası hala Midilli’nin en önemli kutsal alanı olarak kabul ediliyor. Kalloni’nin şirin köylerinden biri olarak öne çıkan Agia Paraskevi‘nin 9 km güneydoğusunda yer alıyor.

Biraz doğayla baş başa kalalım, yürüyelim diyecek olursanız o zaman rotanızı Potamia Vadisi’ne çevirin. Klapados Şelalesi’ne ulaşarak da bu keyifli yürüyüşü taçlandıracaksınız. Dilerseniz Kerami, Agra, Filia, Parakoila gibi daha birçok Kalloni köyünü de ziyaret edebilirsiniz. Kalloni’de deniz ürünlerinin tadına en lezzetlisinden bakabileceğiniz, sofralarınızı leziz mezelerle süsleyeceğiniz restoranlara da rastlayabilirsiniz. Ayrıca adadaki en iyi dondurmacılar arasında yer alan Pagotelli de Kalloni’de bulunuyor. Kasabanın sahil kısmında yer alan dondurmacıya uğramayı da kesinlikle ihmal etmeyin.

Bu arada doğaseverler için de temiz havadan başlarının döneceği çam ormanını önerebilirim. Klapados isimli bölgede yer alan bu çam ormanında yürüyüş yapıp Midilli’nin diğer güzel adalarının manzarası eşliğinde keyifli bir serüvene çıkabilirsiniz.

Plomari’de olduğu gibi Kalloni’de de bir zeytinyağı müzesi bulunuyor. Endüstriyel Zeytinyağı Üretim Müzesi (Museum of Industrial Olive Oil Production) Kalloni’nin Agia-Paraskevi Köyü‘nde yer alıyor. Burası zeytinyağı müzesi olarak görülmesi gereken bir yer olmasının yanında mimari açıdan da Midilli’nin önemli binaları arasında yer alıyor. Müzede zeytinyağının işlenmesi, depolanması, bölgenin sosyal ve ekonomik durumuna nasıl katkı sağladığı gibi çeşitli konularda bilgi alabiliyorsunuz.

10. Agiasos

Adanın merkezi Mytiline’e 26 km mesafede yer alan Agiasos dizilere konu olan şirin Yunan köylerinden bir tanesi. Arnavut kaldırımlı dar sokaklar ve yapılardaki, yollardaki süslemeler insanı geçmişe götürüyor. Ayrıca kasabanın her yerinde güzelliğiyle içinizi açacak armut, kestane, kiraz ve elma ağaçları yol arkadaşınız olacak.

Panagia ti Vrefokratousa Kilisesi bölgenin en meşhur yapısı. Çünkü buraya her yıl 15 Ağustos‘ta Midilli merkezinden itibaren 25 km boyunca yürüyen insanlar ibadette bulunuyor ve hacı oluyorlarmış.

 

Agiasos Köyü rengarenk!
Agiasos Köyü rengarenk!

 

Kasaba kadar evleri de çok şirin. Evlerin ahşap balkonlarına sachnisia deniyor ve bu balkonlar rengarenk çiçeklerle donatılmış. İnsanların sevecenliğini, sıcakkanlılığını bu çiçeklerle zaten kolayca hissedebiliyorsunuz. Begonyalar, sardunyalar, karanfiller kesinlikle çok renkli ve huzurlu bir ortam yaratıyor. Zaten esnafın ve işletmecilerin size yaklaşımından, sokaktaki insanların size gözlerinin içi gülen şekilde bakmasından hemen anlıyorsunuz.

Agiasos el işçiliği bakımından kadınlar tarafından destekleniyor. El dokuma kilim ve halılar, oyma ahşap malzemeler, çanaklar, çömlekler, mobilyalar bu çalışkan kadınların elinden çıkıyor. Bu kasaba diğerlerine kıyasla denize daha uzak kaldığı için turistik açıdan sahil kasabalarının canlılığını burada göremiyorsunuz. Fakat bence Midilli’ye gelmişken mutlaka görün ve mümkünse buradaki özel el işçiliği ürünlerden satın alın.

Panagia Agia Sion Kilisesi de köyde yer alan tarihi, küçük ama görülmeye değer bir kilise. 1170 yılında yapıldığı bilinen bu kilisenin bahçesinde epey büyük bir çan var ayrıca duvarlardaki freskler de bunca yıla dayanmasıyla şaşırtıyor ve etkiliyor. Kiliseden çıktıktan sonra etrafındaki kafelerde soluklanabilir veya hediyelik eşya dükkanlarından bir şeyler satın alabilirsiniz.

11. Mantamados

Mantamados Midilli Adası’nın kuzeydoğusunda yer alan nostaljik ruhunu doğrudan size aktaran bir yer. Arnavut kaldırımlı sokaklarında başka bir zaman dilimine gitmiş gibi hissediyorsunuz. Özellikle zeytinyağı, kurutulmuş et, lokma tatlısı gibi ‘Mantamados lezzetleri’ olarak tanıtıldığı yöresel lezzetlerin tadına bakabileceğiniz muhteşem bir yer. Bunun nedeni ise kasabanın adını ‘manda’ kelimesinden alması. Mandıraları ile meşhur bu bölgeye gelmişken mutlaka peynirlerin tadına bakın hatta mümkünse satın alın. Bu lezzetler o kadar farklı ve güzel ki imkanınız varsa hediyelik olarak bile götürebilirsiniz. Lezzet demişken belki Mantamados’a 15 km uzakta yer alan Agia Paraskevi Zeytinyağı Müzesi’ni de görmek isteyebilirsiniz.

 

Mantamados
Mantamados – Çıtır ballı lokma bir harika…

 

Yemekleri kadar seramik işçiliği de kasabanın öne çıkan faaliyetleri arasında. Hediyelik eşya için bu seramik atölyelerini ve çömlekçilerini ziyaret edebilirsiniz. Evet evet, tıpkı şu an size olduğu gibi benim de içimden Kapadokya’daki gibi düşüncesi geçti 🙂 Eğer seramik sanatına özel bir ilgi besliyorsanız gezinizi Ağustos ayına denk getirin ki Mantamados Pallesviaki Ekthesi Keramikis isimli seramik fuarını gezme şansını yakalayın!

Diğerlerine kıyasla daha küçük bir kasaba olan Mantamados’un önemli yapıları arasında Taksiyarhis Kilisesi yer alıyor. Gerek mimari yapısı gerekse ev sahipliği ettiği eserler kesinlikle görülmeye değer. İçeride fotoğraf çekmenin yasak olduğu kilisenin rivayetleri de oldukça ilginç ama sözün özü: Kilisede dilenen dilekler gerçek oluyormuş! Kilisenin adı Archangel Michael Monastery olarak da geçiyor. Bu isim Taksiyarhis yani Başmelek Mikail anlamını taşıyormuş.

Kiliseden çıktıktan sonra çıtır lokma ve ballı yoğurdun tadına bakmayı unutmayın! Tadı damağınızdan gitmeyecek, buna eminim…

 

12. Polichnitos

Polichnitos kasabası Mytiline’e 45 km mesafede yer alıyor. Diğer kasabalarda ve bunlara giden yollarda olduğu gibi yemyeşil yerler, çam ormanları ve zeytinlikler yol arkadaşınız oluyor. En önemlisi de şifalı suları ile ünlenen termal kaplıcaları…Osmanlı Dönemi‘nden bu yana hala hizmet vermeyi sürdüren termal kaplıcalar Polichnitos ‘da yer alıyor.

Burası hem tarihi açıdan hem de sağlık açısından Midilli’ye gitmişken ziyaret etmeniz gereken bir yer. Çünkü 1959 yılından bu yana kullanılıyor ve Osmanlı işgali sırasında da kullanılmış. Tesise giden yolda çok da dikkat çekici olmayan ‘Hot Springs Polichnitos‘ yazılı bir tabela var. Bunu takip ederek ulaşabiliyorsunuz.

Kaplıca diyorum ama içeride birkaç minik banyo ve bir masaj alanı bulunuyor. Tesise giriş fiyatları ise epey uygun: çocuklar 4 Euro yetişkinler 6 Euro gibi bir fiyata giriş yapabiliyor. Plajları deneyimleyemecek bir dönemde gelirseniz bir de Midilli’nin bu imkanından faydalanmayı deneyin derim!

Bu kaplıcalar Avrupa’nın en sıcak su kaynağı olarak biliniyor. Kaplıcadaki sular 67 derece ile 92 derece arasında sıcaklık değerlerine sahip. Rahatlatıcı, dinlendirici ve şifalı bir aktivite arıyorsanız Polichnitos termal havuzlarında vakit geçirebilirsiniz.

 

Midilli Gezilecek Yerler – Midilli Plajları

12. Agios Ermogenis Plajı

Mytilene merkezine 24 km uzaklıkta yer alan Agios Ermogenis Plajı’nın zemini kum, denizi berrak ve adanın güneyinde yer aldığından çok rüzgarlı olmuyor. Sahilde bir tesis de var burada yiyip içip denizin tadını misler gibi çıkarıyorsunuz. Fakat biraz küçük olduğu için sahil kalabalık oluyor.  

 

Agios Ermogenis Plajı
Agios Ermogenis Plajı

 

13. Melinda Plajı 

Midilli Adası’nın 40 km güneybatısında yer alan Melinda Plajı çok sayıda olmasa da şezlong ve şemsiyelerden faydalanmaya olanak tanıyor. Zemin kum ve sahili oldukça geniş. Turkuaza yakın rengiyle deniz keyfini artırdığı söylenebilir. Ayrıca sahilde birkaç tane tesis de bulunuyor.  

 

Melinda Plajı'nın simgesi olan kaya
Melinda Plajı’nın simgesi olan kaya

 

14. Nyfida Plajı 

Adanın 45 km batısında yer alan Nyfida Plajı genellikle yerli halk tarafından tercih ediliyor. O nedenle daha sakin, daha kendi içine dönük nefis bir yer. Yunan halkıyla rahatlıkla kaynaşabileceğiniz ve cana yakınlıklarını hissedebileceğiniz Nyfida Plajı’nda şemsiye, şezlong bulunuyor. Ayrıca denizi çok derin değil ve çok berrak çünkü zemin taşla kaplı. Sabahtan çarşaf gibi olan deniz öğleden sonra ciddi derecede dalgalanabiliyor. Dilerseniz dalgalarla boğuşarak eğlenceli vakit geçirebilirsiniz.  

 

Nyfida Plajı'nda günbatımı
Nyfida Plajı’nda günbatımı

 

15. Vatera Plajı 

Vatera Plajı adanın merkezi Mytilene’e 50 km mesafede yer alıyor. Zemini kum ve çakıl karışımı olan 9 km’lik bir sahil şeridinde uzanıyor. Yani Midilli Adası’nın en uzun plajı. Sadece uzun plajıyla değil altın renkli incecik kum zemini ve masmavi sularıyla muhteşem bir deniz keyfi vaat ediyor. Plajda çok sayıda tesis bulunuyor. Fakat sahil boyunca biraz yürürseniz kendi başınıza kalabileceğiniz sakin yerler de var.  

 

16. Molyvos Plajı 

Çok geniş olmayan, Molyvos merkezinde ve çevredeki otellerden yürüyerek rahatlıkla ulaşılabilen bir plaj Molyvos Plajı. Midilli merkezin 60 km kuzeyinde yer alıyor. Oldukça berrak ve derin olmayan koyları ile çocuklu aileler tarafından da tercih ediliyor. Yine de Molyvos yerine denizi daha güzel ve gözden daha uzak dolayısıyla da daha temiz olan plajlar bulabilirsiniz.  

 

17. Agios Isiodoros Plajı 

Mytilene merkeze 60 km, Plomari kasabasının merkezine yaklaşık 2,5 km uzaklıkta bulunan Agios (Ayos) Isiodoros Plajı kum yerine çakılla kaplı bir zemine sahip. Dolayısıyla denizi de kum plajlara göre daha berrak ve temiz gözüküyor. Sahilde birkaç tane tesis bulunuyor. Zaten denizin rengi de bir başka; turkuaz tonlarında ve çok güzel gözüküyor. Denizde derinlik arttıkça yine öbek öbek yosunlar görüyorsunuz ama derinde olduğu için rahatsız edici olmuyor. Sahilde küçük bir market bulunuyor; buradan dondurma, cips gibi atıştırmalıkları satın alabiliyorsunuz.  

 

Agios Isiodoros Plajı 
Agios Isiodoros Plajı

 

18. Petra Plajı 

Mytilene merkezine 57 km, Molyvos’a yaklaşık 5 km uzaklıkta yer alan Petra’nın şirin, küçük ve denizi sakin bir plajı. Kum plaj olduğu için çocuklu aileler tarafından çok tercih ediliyor. Sahildeki Türk turist sayısı da epey fazla, açıkçası bu durum ortamın biraz gürültülü olmasına neden oluyor. Sahilde şemsiye, şezlong, kafe ve taverna gibi imkanlar bulunuyor.  

 

Petra Plaj
Petra Plaj

 

19. Anaxos Plajı

Anaxos Plajı da Petra’da yer alan, altın rengi kumu, etrafındaki çok sayıda otel ve turistik dükkanı, koylarının eksiksiz düzenlenmesi ile en güzel plajlarından bir tanesidir. Dilerseniz bu plajın etrafındaki tatil evlerinde konaklayabilir, barlarda keyif yapabilir veya tavernalarda keyifli bir akşam geçirerek deniz keyfininin yanına unutulmaz anılar da ekleyebilirsiniz. Plajda içeceğinizi yudumlarken Molyvos manzarasını izlemek de bir diğer keyifli yanı.

 

20. Eresos Plajı / Skala Eressou Plajı 

Midilli’nin batısında, merkeze 65 km mesafede yer alan ve adanın en popüler plajlarından birisi olan Eresos Plajı genellikle fazla rüzgar aldığı için denizi de epey dalgalı…Buna rağmen Akdeniz’in en temiz plajları arasında yer alıyor, mavi bayrağı var. 2,5 km uzunluğundaki sahil genel olarak kum olsa da denize girişte bir kısım taşlar bulunuyor. Buraya yaz olmasa bile sahil kenarına sıralanmış tavernalarda keyif yapmak için de gelebilirsiniz.  

 

21. Saint Hermogenes Plajı 

Midilli Adası’ndaki plajların her birinin mutlaka ziyaretçisi var ama bazılarının turkuaz renkli dingin denizi ile popülaritesi iyice artmış. Sadece turistler açısından değil, yerli halk da bu şekilde düşünüyor olacak ki Saint Hermogenes Plajı da Midilli’nin çok fazla tercih edilen plajlarından bir tanesi. Turkuaz rengi deniz, kum plaj ve yemyeşil ağaçlarla tam bir doğa harikası.  

 

Saint Hermogenes Plajı 
Saint Hermogenes Plajı

 

22. Xampelia Plajı 

Midilli’nin doğu yakasında yer alan Xampelia Plajı’na ulaşmak için ilerlediğiniz yoldan görebiliyorsunuz. Oldukça geniş bir sahili var ve kum-taş karışık bir zemine sahip.  

 

Xampelia Plajı
Xampelia Plajı

 

23. Sigri Plajı 

Adanın en keyifli plajlarından bir tanesi de Sigri Plajı. Hasır şemsiyeleri ve altındaki şezlongları kullanabiliyorsunuz. Giriş ücreti konusu her zaman belli olmuyor. Gittiğiniz döneme göre değişiyor. Kum plaj olsa da denizde öbek öbek yosunlara rastlayabiliyorsunuz. Ayrıca buraya yalnızca içecek servisi yapılıyor. Yemek isterseniz yaklaşık 20 km ilerideki tavernadan faydalanabilirsiniz.  

 

24. Tarti Plajı 

Midilli Adası’nın güney tarafından, Gera Körfezi’ne doğru ilerleyince, Plomari’ye 20 km uzaklıkta yer alan Tarti Plajı kalabalıktan uzak olmak isteyenler için yanlış bir tercih olabilir. Çünkü özellikle yaz aylarında yerliler de turistler için de epey popülerlik kazanmış. Fakat Eylül ortaları ve sonuna doğru da denize girebiliyorsunuz üstelik çok sakin oluyor. Tarti Plajı’nın keyfi kadar buraya gelen yeşillikler içindeki orman yolu da çok keyifli. Fakat yol biraz fazla virajlı olduğundan dikkatli olmakta fayda var.  

 

 

Tarti Plajı
Tarti Plajı

 

Yeme İçme Önerileri

Midilli yeme içme açısından hem lezzetler hem de nerede olursanız olun ortam açısından insana muhteşem bir tat veriyor. Genellikle deniz kenarına sıralanmış kafe ve restoranlarda kötü yemeğe rastlamanız mümkün değil. Fiyatlar oldukça makul. Türkiye’de deniz ürünleri yemek için ödediğinizin neredeyse yarısını bile ödeyebilirsiniz. Ayrıca bizdeki rakı balık kültürü gibi onların da uzo balık kültürü var. Gittiğiniz restoranlarda birkaç çeşit balık yemeğini, leziz mezeleri uzo eşliğinde tüketebilirsiniz. Ayrıca koyun ve keçi sütünden üretilen çok sayıda peynirleriyle de bizim şu sıralar çok popüler olan kentimiz Kars ile yarışır derecede çeşide sahip. Gravyer peyniri, kaşar peyniri, Mitzithra, Feta ve Anthotiro çeşitleri ile doğal Midilli Balı harika bir ikili olarak damakları şenlendiriyor.

 

Midilli Adası yeme içme - Yunan Mutfağı
Midilli Adası yeme içme – Yunan Mutfağı

 

Gezerken mola vermek için de çevrede mutlaka kafeler göreceksiniz. Bunlarda Yunan Mutfağı’na has börek ve tatlı türevi yiyecekleri denemenizi öneririm.  Baklavaları, kurabiyeleri hatta en meşhurundan Kavala Kurabiyesi, su böreğine benzergalata böreğini birçok kafede, pastanede, fırında görebilirsiniz.

Midilli merkezde yer alan ve nefis atıştırmalıkları olan Paratairon Restaurant ve Panellinion Pastanesi, Molyvos’da frappesi ile meşhur Blue Fox Cafe, Sigri’de Cavo D’oro Restoran, kalenin hemen yanında manzarasıyla büyüleyen Byzantino, gece gündüz cıvıl cıvıl olan Congas Beach Bar’ı alternatifleriniz arasına ekleyebilirsiniz.

 

Konaklama Önerileri

Midilli’de konaklama için tercih edebileceğiniz farklı alternatifler mevcut. Dönemsel veya günlük kiralanabilen evler, pansiyonlar, oteller…Midilli otelleri arasında fark yaratan lüks yerler de bulunuyor. Konaklama için bu otellerden seçim yapacaksanız özellikle bayram tatili / sömestr tatili gibi dönemler yaklaşırken erken rezervasyon indirimlerinden faydalanmayı ihmal etmeyin. Otellerde gecelik kişi başı 30 Euro – 180 Euro arası fiyatlar ödeyebilirsiniz. Tabii ki bu fiyatlar da sezona, otelin konumuna, bulunduğunuz kasabaya göre değişebiliyor. Aksi durumda yer bulmak pek mümkün olmuyor. Eğer illa merkezde konaklayacağım demiyorsanız adanın farklı bölgelerinde bulabileceğiniz konforlu ve lüks oteller de mevcut. Theofilos Paradise Boutique Hotel, Frini Studios, Heliotrope Hotels, Elysion Hotel, Aphrodite Hotel, Alma Hotel, Sandy Bay Hotel gibi otelleri değerlendirebilirsiniz.

 

Midilli Konaklama
Midilli Konaklama

 

 

Midilli Gece Hayatı

Midilli gece hayatı denince aklınıza kesinlikle Bodrum, Antalya, Marmaris gibi sabahlara kadar dolup taşan barlar sokağı falan gelmemeli. Çok daha sakin geçen ama bir o kadar da eğlenceli Midilli gecelerini tavernalarda ve meyhanelerde geçirebilirsiniz. Yunan müzikleri eşliğinde uzo içip yemek yedikten sonra barları tercih edebilirsiniz.

Barların yanı sıra beach club’lar da bulunuyor. Gündüz deniz keyfi yaptığınız sahilde gece dans edip içkilerinizi yudumlayabilirsiniz. Ayrıca kültür-sanat açısından çok zengin bir yer olan Midilli’de denk gelirseniz kale içlerinde gerçekleşen konserlere veya gösterilere de bir akşamınızı ayrımanızı öneririm.

 

Midilli gece hayatı
Midilli gece hayatı

 

Pratik İpuçları

  • Siesta saatlerini unutmayın! Aksi halde şoka uğrayabilirsiniz çünkü bir anda tüm esnaf dükkanları kapatıp gidiyor kalabalık çarşının ortasında bir başınıza kalıyorsunuz 🙂 Genellikle 14:00 – 18:00 saatleri arası siesta saatleridir; 18:00’dan sonra bir anda ortalık yeniden canlanıveriyor.
  • Midilli’yi eksiksiz gezmek istiyorsanız mümkünse 1 hafta ayırmanız gerekiyor. Gezilecek, görülecek yer çok fazla ve mesafeler her zaman çok az değil.
  • Adada araç kiralamak en mantıklısı. Hem hesaplı hem de konforlu. Yakıt fiyatları da Türkiye’den daha uygun. Fakat tatil dönemlerinden önce kesinlikle rezervasyon yaptırmak için acele edin. Tatil dönemine birkaç hafta kala bile araç bulamayabilirsiniz.

 

Midilli sokakları
Midilli sokakları

 

  • Araç kiralama için direk araştırmaya başlamadan önce konaklayacağınız yer ile iletişime geçin. Bazen anlaşmalı oldukları acenteler oluyor ki bu hem daha hesaplı daha güvenilir bir şekilde araç kiralamanıza olanak sağlıyor.
  • Yollar dar ve çok sayıda keskin virajlı olduğundan küçük bir araba kiralamanız ve sürat yapmamanız gerekiyor.
  • Erken rezervasyon oteller ve restoranlar için de geçerli…Hem daha hesaplı hem de konumu güzel otellerde iyi odaları seçebilmek adına tatil dönemleri için birkaç ay önceden rezervasyon yapmayı ihmal etmeyin. Restoranlarda da genellikle inanılmaz bir yoğunluk oluyor. Yeme içme önerilerinde bahsettiğim lezzetleriyle meşhur restoranlarda Yunan mutfağını deneyimlemek için gideceğinizin bir hafta öncesinden restoranlarla iletişim kurmayı deneyebilirsiniz. Yapamazsanız da adaya gider gitmez uğrayıp, yerinizi ayırtın derim.
  • Molyvos – Petra arasındaki turistik trene binip yolun tadını çıkarın. Bilet fiyatları 4-6 Euro arasında değişiyor. Hem dolaşarak gitme şansı yakalıyor hem de araç park etme derdiyle uğraşmamış oluyorsunuz.

 

Ermou Caddesi
Ermou Caddesi

 

Yapmadan Dönmeyin

  • Öncelikle Midilli için minik bir ada diye düşünmeyin ve mutlaka 4-5 gününüzü ayırın. Geldikten sonra da imkanınız olursa farklı kasabalarda konaklamadan,
  • Yazın geldiyseniz ve araç kiralayabiliyorsanız sahil şeridini keşfetmeden,
  • Plajların ve koyların keyfini sürmeden,
  • El işçiliği yapılan yerlerden alışveriş yapmadan,
  • Uzo içmeden,
  • Yunan tatlılarının tadına bakmadan (Her ne kadar bizimkilere çok benzer olsa da:))
  • Akşamları tavernalarda eğlenip, Yunan müziklerini dinlemeden,
  • Tepelere çıkıp Ege Denizi manzarasını izlemeden,
  • Onlarca, yüzlerce hatta binlerce fotoğraftan oluşan bir albüm yaratmadan,
  • Meşhur dondurmacıları ziyaret etmeden,
  • Tuzlanmış sardalyanın tadına bakmadan,
  • Zeytinyağının kokusunu duymadan, tatmadan hatta satın almadan,
  • Kişi başı 12-20 Euro gibi makul fiyatlara kurulan, eksiği değil fazlası olan Yunan mutfağının tadına bakmadan dönmeyin!

Gezgin, fotoğrafçı ve Gezitta.com’un kurucusu.

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın

Top
error: Content is protected !!