Anasayfa > Türkiye > İstanbul > Balat Gezilecek Yerler

Balat Gezilecek Yerler

Fener manzarası

“Eski İstanbul” dediklerinde aklıma ilk gelen yerlerden birisidir Fener-Balat. Instagram fotoğrafçıları sayesinden son yıllarda popülerleşen, gün geçtikçe yepyeni kafelerin art arda eklendiği, Karaköy misali mantar gibi çoğalan kafeler sayesinde kalabalıklaşan (olumlu anlamda ama olumsuz yönü de maalesef çok!), Gezitta rehberliğinde birçok keşif etkinliği yaptığımız ve birçok gezginle tanışmamı sağlayan minnoş yerdir burası. “Fener – Balat” 2’lisi aslında çok popüler ama ben bu yazıda Cibali’den de bahsedeceğim, çünkü burası da Eski İstanbul yani old town dediğimiz bölümde önemli bir durak. O zaman Fener Balat gezilecek yerler yazımızı okumak için aşağıdan devam edebilirsiniz:)

 

Nefis Balat sokaklarına dair bir ipucu :)
Balat sokaklarına dair bir ipucu 🙂

 

Cibali’den Ayvansaray’a Keyif Dolu Keşif – Balat Gezilecek Yerler

İstanbul’un içinde farklı bir dünyada geziniyor hissi veren en şirin, en huzurlu yerlerden birisidir Balat. İstanbul’dan ayrılmadan birçok farklı gezi amacını bir yerde toplamanızı sağlıyor. Nasıl mı? Cibali’den başlayıp Fener, Balat, Ayvansaray’da noktalanan Balat turu sayesinde kültür tarih, fotoğrafçılık, yeni ve sıra dışı mekanlar deneme gibi birçok amacı bir arada yerine getirebiliyorsunuz. İstanbul’da hafta sonu yazın insanların tatil yerlerine kaçmasıyla sakin gibi gözükse de her zaman öyle pek de sakin olmuyor. Ama Balat sanki herkesin bayıldığı ama güzelliği karşısında kimsenin hıncahınç doldurup Ağva gibi yaka silktiren bir hal aldırmadığı özellikte bir yer…

 

İstanbul’da Hafta Sonuna Erken Başlamak için En Geçerli Sebep – Balat Gezilecek Yerler

  •  Özellikle son yıllarda ciddi bir popülariteye kavuşan Balat sokakları, gezilip görülmesi gereken yerleri, antikacıları ve kahvaltı, kahve ve yemek mekanlarının her biri ile ünlenmiş.
  • Ulaşım da oldukça kolay. Otobüsten inince hop bir başka dünyaya açılan kapının ardındaki o sokaklarda buluveriyorsunuz kendinizi.
  • Hafta sonu erkenden yollara düşmek önemli. Yoksa hızlıca gezmeye çalışırken sokakların ve mekanların güzelliğini yeterince hissedemeyebilir, turu yetiştiremeyebilirsiniz. Unutmayın burada en iyi ulaşım aracımız: tabanvay!
  • Altı üstü dört mahalleyi kapsayan bir yer gibi düşünebilirsiniz ama içinde zamanında buraya yerleşip önemli izler bırakan Rumlar, Yahudiler sayesinde birçok tarihi ve dini yapı var.
  • Camisi, sinagogu, kilisesi derken her birinin böylesine iç içe oluşu insanların zamanında ve şimdi de ne kadar nezih yaşadıklarını anlatırcasına insanda bir tebessüm oluşturuyor.

 

Denize ve Haliç manzarasına açılan Balat sokakları
Denize ve Haliç manzarasına açılan Fener sokakları

 

  • Belki süper müthiş deniz manzaralı, aşırı doğal, yemyeşil bir yere gitmiyorsunuz. Ama sokaklarda öyle fotoğraf kareleri çıkıyor ki; sonradan dönüp bakınca sanki bir daha gitseniz yine doyamayacakmışsınız izlenimi veriyor.
  • Fotoğrafçılar, İstanbul kaşifleri, yeni kahvecileri denemek isteyenler…Herkese, her zevke hitap eden yerler bulmak mümkün.
  • Çocukluğumuzun en hasret duyduğumuz şeyi olan sokakta oyun keyfi Balat’ta hala hakim. Top oynayan, saklambaç oynayıp mutlu sesleri sokaklara karışan çocukları görünce hem nostalji yaşıyor hem de neyse ki hala sokakta oynama şansını elde eden çocuklar var diye düşünüyorsunuz.

Bu kadar övdüm, Balat’ı köşe bucak anlatmak için sabırsızlanıyorum. Sizi de daha fazla merakta bırakmadan Balat Turu için start veriyorum!

 

Instagram hesabımı takip edin -> @gezitta.com

 

Balat Nerede?

Haliç kıyısına konumlanmış, tarihi yarımadaya bağlı, Cibali, Fener, Ayvansaray mahallelerine komşu, İstanbul’un en gezilesi, görülesi yerlerinden bir tanesi. Eminönü, Karaköy, Eyüp, Fatih, Taksim gibi semtlere de maksimum yarım saat uzaklıkta yer alıyor.

 

 

 

Balat’a Nasıl Gidilir?

Anadolu Yakası’ndan geliyorsanız İstanbul’daki en güzel olan vapurla Eminönü’ne geçebilirsiniz. Ardından 99A otobüsüne atlayın ve yaklaşık 10 dakika içinde Fener Durağına ulaşacaksınız. Dilerseniz Atatürk Köprüsü’nden Eyüp istikametine doğru gelebilirsiniz. Bu durumda önünüze Balat gezilecek yerler arasında önemli bir yere sahip olan Kadir Has Üniversitesi sizi karşılayacak. Zaten burası Balat turu başlangıç noktası olan Cibali’nin de simgesidir.

 

Cibali Fener Balat Gezilecek Yerler

Fener -Balat yani Eski İstanbul’un güzel mahalleri arasında dolanmak, yokuşlarda salınmak, kafelerde keyif yapmak, biiir sürü fotoğraf çekmek sadece bir hafta sonu ayırınca doyabileceğiniz bir gezi değil. Biz de geçtiğimiz yıllarda da bir Balat keşfi yapmıştık ve o zaman da sokakların tadına doyamamıştık…Tabii o zamandan bu zamana bir sürü kafe açılmış, bazıları bu popüler kültüre dayanamayıp varlığını sürdürememiş ama olsun…Geçmişten bu güne neler değişmiş kıyaslamak isterseniz 2016 yılında Balat gezilecek yerler ile ilgili yazımızı Gezitta Dergi’den görebilirsiniz

1. Cibali

Burada birçok dinin birliğini, bir mahalleye beraberce kattığı güzellikleri göreceksiniz. Öyle bir yer ki gezerken İstanbul’da olduğunuz şüphe bile edebilirsiniz. Çünkü mahalle Osmanlı surları içinde kalmış, bir sürü meşhur hamamı ve camisi olan, Eminönü, Tahtakale’nin bitişi, Balat Fener turunun başlangıcı olan bir yer.

Cibali Adı Nereden Geliyor?

Tarihi yerleri güzelleştiren durumlardan bir tanesi de oraya ait efsaneler ve söylentiler. Kimine göre Cibali mahallesi ismini Bizans dönemindeki sur kapısına verilen isimden almış, kimine göreyse Osmanlı’da baş asker olarak görevlendirilip, Haliç’i gemilerle değil de özel kıyafetleri olan cepkenleri üzerinde geçip, Bizanslıları korkutup kaçıran Cebe Ali ve askerlerinden almış. İsim yıllar boyunca söylene söylene de Cibali olarak dillere yerleşmiş.

Peki bu tarafta ne var ne yok?

 

Sahiden teyzecim, ne var ne yok? :)
Sahiden teyzecim, ne var ne yok? 🙂

 

1.1. Kadir Has Üniversitesi / Cibali Tütün Fabrikası

Uzun yıllardan beri Kadir Has Üniversitesi olarak tanınan bina aslında Osmanlı zamanında tütün fabrikası olarak kullanılmış. 1884 yılında, 2. Abdülhamit döneminde Düyunu Umumiye’ye bağlı Reji Şirketi’nin tütün fabrikası olarak kurulsa da 1924 yılında Cumhuriyet Hükümeti’ne devredilmiş. Dış mimarisini görünce etkilenmemek zaten mümkün değil ama ayrıca ülkemizdeki ilk endüstri yapılarından birisi olması ile de önem taşıyor. Mimarisinde yer eden malzemeler ve binanın dıştan görünümü de gerçekten görülesi bir güzellikte. Genellikle Balat turu başlangıç noktası olarak burası seçiliyor.

 

Kadir Has Üniversitesi
Kadir Has Üniversitesi

 

1.2. Cibali Kapısı & Ayakapı

Cibali’nin sahile doğru inen kısmında yer alan Cibali Karakolu ve Cibali Kapısı tarihi izler taşıyan yerlerden. Buradan devam ettiğinizde de Sur Kapısı yani Ayakapı’yı görebilirsiniz. Heyecanlanmanın tam zamanı bu kapıdan da geçince tarih ve bir sürü güzel kafeyle, dükkanla dolu olan gezi resmen başlamış olacak!

 

Cibali Kapısı
Cibali Kapısı

 

1.3. Küçük Mustafa Paşa Hamamı

Bölgede birçok hamam var ve Küçük Mustafa Paşa Hamamı da İstanbul’un en büyük Türk Hamamı olmasıyla görülmesi gerekenler arasında yer alıyor. Restorasyon geçirip doğal dokusun alt üst edilmiş yerlerden biri olmaması hamamı daha da görülesi kılıyor. Çünkü gördüğünüzde fark edeceksiniz ki o tarihi havası kesinlikle bozulmamış durumda.

 

Küçük Mustafa Paşa Hamamı
Küçük Mustafa Paşa Hamamı

 

1.4. Gül Cami

Yine farklı dinlerin bir arada olduğu ve bir zaman cami, bir zaman kilise olan yerlerden birindeyiz. Şimdi Gül Cami olarak bilinen bu yapı aslında Bizanslılar zamanında din uğruna idam edilmiş Teodosia’nın azize ilan edilerek kendisine ithaf edilen Aya Teodosia Kilisesi. 1453 İstanbul’un fethi sonrasında da kilise baştan aşağı güllerle donatılmış. Dinlerin iç içe girişinin bir simgesi olan caminin içini görmenizi öneririm.

 

Gül Cami
Gül Cami

 

1.5. Ayakapı Hamamı

Gül Cami’sinden sonra sokaklarda dolana dolana gezindiğinizde önünüze çıkacak bir diğer yapı Ayakapı Hamamı. Keşke burası için de Küçük Mustafa Paşa Hamamı’nda söylediğim gibi muhteşem bir restorasyon geçirmiş, dokusu hiç bozulmamış diyebilseydim. Fakat 1582 yılından bu yana ayakta durmayı başarmış olan Ayakapı Hamamı Maalesef şimdilerde yıkılmak üzere ve depo olarak kullanılıyor! Mimar Sinan tarafından yapılan Ayakapı Hamamı’nın diğer ismi de ‘Havuzlu Hamam’. Geçmişte farklı dinlere ev sahipliği eden bu bölgede hamamların kullanımı herkese açık olsa da ayrı kurnalar kullanmak ve her dinin farklı renk peştamal kullanması gibi bir şart varmış. Mimar Sinan da Yahudiler için çıfıt batağı adı verilen, onların abdest aldıkları bir yapıyı hamamın içine kondurunca halk arasında Havuzlu Hamam ismiyle tanınmış.

 

Ayakapı Hamamı
Ayakapı Hamamı

 

1.6. Orhan Kemal Evi

Edebiyat meraklılarının ilgisini çekebilecek olan Orhan Kemal’in evi Cibali’de bulunuyor. Öyle içine girip, gezmelik bir müze ev değil, sadece dışarıdan görebiliyorsunuz. Fakat romanlarında Balat sokaklarından, buradaki yaşantıdan söz eden Orhan Kemal‘in bu romanları hazırladığı evi görmek bile etkileyici olabilir.

 

2. Fener

Balat turu orta noktası, Cibali ile Balat ortası, rengarenk, cıvıl cıvıl mahallelerden bir tanesindeyiz: Evet, Cibali’de gezdik, gördük ve geldik Fener’e…Cumbalı evler, sokakta görünce selam veren, gülümseyen tatlı insanlar, her köşede güzel yapıları fotoğraflamaya çalışan yerli/yabancı turistler…Özellikle Ortodokslar için ki sadece ülkemizde değil dünya genelinde Ortodokslar için çok özel bir yere sahip olan Fener UNESCO sayesinde yenilenmiş ve muhteşem bir yer olarak içimizi açıyor. Hazırsanız başlıyoruz!

 

2.1. Özel Maraşlı Rum İlköğretim Okulu

Birkaç yıl öncesine kadar eğitimine azıcık öğrencisiyle devam eden, 1901 yılından beri hizmet veren, gösterişli dış mimarisiyle etkileyen yapılardan bir tanesi. Mimari bilgisi olanlar zaten yapının Korint sütunlu, Neo-Klasik yapılı olduğunu fark edip detaylara vurulacaklar. Gerçi bilmeyenler de vurulacak. 🙂 Sadece Özel Maraşlı Rum İÖO değil, tam karşısında yer alan rengarenk dördüz evler de ilginizi çekecek. Renkli Fener evleri arasında öyle çok ilgi görmüş olacak ki 19. yüzyılda Rum tüccarının kızları için yaptırdığı bu evler şu an butik otel olarak hizmet veriyor.

 

Özel Maraşlı Rum İlköğretim Okulu
Özel Maraşlı Rum İlköğretim Okulu

 

2.2. Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi

Fener Rum Patrikhanesi başta Fener’deki Ortodokslar için olmak üzere Türkiye’de çok önemli ve özel yeri olan bir kilise. Kiliseden patrikhaneye dönüşmesi ise Patrik 2. Mattihaios döneminde, 1595-1602 yılları arası görevi sırasında gerçekleşmiş. Ayrıca patrikhane öncesinde de 1836’da inşa edilen bir kadınlar manastırı varmış fakat 1941 yılında çıkan büyük bir yangında çok hasar görmüş ve yenilenmiş.

Fener Rum Patrikhanesi içine girdiğinizde Patrik Tacı ve mum yakılan kısım gözünüze çarpsa da biraz detaylara odaklanınca şaşıracak ve ne kadar özel bir yerde olduğunuzu hissedeceksiniz. Patrikhanenin içinde Kudüs’ten getirilmiş, diğer parçası Vatikan’da olan Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önce bağlanıp kamçılandığı siyah granit sütun, Aya Yorgi tasviri, üç azizenin lahitleri, Meryem Ana ve çocuk ikonaları, göz alıcı desenlerle süslenmiş Patrik Tahtı gibi detayları özenle incelemelisiniz. Ayrıca Patrikhane avlusunda yer alan Aya Yorgi Kilisesi’ni de gezebilirsiniz. Dilerseniz gezinizi Pazar gününe denk getirerek düzenlenen ayine şahitlik edebilirsiniz. Fener Rum Patrikhanesi ziyaret saatleri pazar günü dışında her gün 08:30-16:00 saatleri arasında.

Fener Rum Patrikhanesi’nin Tarihinde Neler Var?

3 kapısı olan Fener Rum Patrikhanesi’ni gezerken öğreneceğiniz üzere ortadaki kapı 1821 yılından beri hiç açılmammış, kilitli duruyor. Bunun nedeni ise Patrik Grigoryos’un iple asıldığı, cesedinin üç gün asılı kaldığı yer olması. 10 Nisan 1821 tarihindeki Paskalya Yortu Günü’nde o dönemki Latin İstilasını desteklediği öne sürülerek cezalandırılan Grigoryos’un ayağına bir ip bağlanarak Haliç sahiline sürüklenmiş ve buradan denize atılmış.

Dünyadaki Rum Ortodoks cemaatinin ana kilisesi olan Fener Rum Patrikhenesi’nin bazilikası büyük bir yangında ciddi hasar gördükten sonra 1720 yılında yeniden inşa edilmiş. Fener Rum Patrikhanesi’ni her gün 08:30-16:00 arasında ziyaret edebiliyorsunuz ancak Pazar günleri gerçekleşen ayin sırasında yani 09:15-12:20 arasında ziyarete kapalı.

 

Fener Rum Patrikhanesi
Fener Rum Patrikhanesi

2.3. Kanlı Meryem Ana Kilisesi

Meryem Ana Kanlı Kilise desem de asıl adı Panagia Muhliotissa veya Moğolların Meryemi olarak da geçiyor. Kanlı Kilise Fener sokaklarının en özel yapılarından bir tanesi olan Dimitri Kantemir’in evi önünde konumlanıyor. Kiliseye özel izin alarak Tevkii Cafer Mektebi Sokak’ta yer alan kapısından girebilirsiniz. Patrikhaneden yukarı doğru yürüyünce önünüze gelecek olan rengiyle de dikkatinizi çekecek olan Kanlı Kilise, Bizans döneminden bu yana kesintisiz hizmet veriyor. Yani Kanlı Kilise’de yıllardan bu yana aralıksız ibadete açık kalmış bir yapı.

Yapının tarihinde elbette taht kavgaları, ölümler, meydan okumalar gibi daha birçok olay var. Bunları kilise ziyaretiniz sırasında detaylıca öğrenebilirsiniz. Ama özet olarak kilisenin ismi Bizans İmparatoru’nun kızı Maria’nın misyonerlik çalışmalarına başlayıp, din için kendini adaması üzerine Moğolların Meryemi olarak adlandırılmasından geliyor. Moğolların Meryemi denmesinin nedeni de Maria’nın Moğol İmparatoru’nun oğluyla evlenmiş olması.

Ayrıca Meryem Ana Kanlı Kilise Bizans Dönemi’nden kalan, Rumların ibadetine bırakılarak camiye çevrilmemiş tek kilisedir. Meryem Ana Kanlı Kilise ziyaret saatleri hakkında pek bir şey söylemek mümkün değil çünkü randevu ile giriş yapılıyor. Ama dışarıdan bile olsa bu yapıyı görmelisiniz.

 

Kanlı Kilise
Kanlı Meryem  Ana Kilisesi

 

2.4. Dimitri Kantemir Evi

Dimitri Kantemir Evi 2007 yılında Romanya Cumhurbaşkanı’nın katıldığı ve açılışı gerçekleştirilen Dimitri Kantemir’den geriye kalan müzeye dönüştürülmüş bir ev. Peki Dimitri Kantemir kimdir? Bir Romen Prensi olan Kantemir, İstanbul’a rehine olarak getirilmiş ancak Fener Rum Erkek Lisesi’nde eğitim almış, saray musikisine ilgi duyarak müzik alanında önemli çalışmalar yapmış ve 11 dil öğrenmiş. Dimitri Kantemir bir sanatçı, yazar ve tarihçi olarak Osmanlı tarihi ve müzik alanlarında da önemli başarılara imza atmış. 1714 yılında Berlin Akademisi’ne üye olarak seçilen Kantemir, kendine yaptırdığı evde henüz oturamadan Boydan Beyliği’ne atanmış, orada da Ruslara sığınıp Çar danışmanı olmuş ve milli kahraman ilan edilmiş. Evi o yıllardan bu yıllara öylece kalırken 2007 yılında açılmış fakat en son sadece bahçesi ziyaretçilere açıktı.

 

Bu merdivenlerin sonunda gözüken Dimitri Kantemir Evi
Bu merdivenleri tırmanıp Dimitri Kantemir Evi’ne ulaşıyoruz.

 

2.5. Metroloji Kilisesi

Metroloji Kilisesi diğer adıyla Aya Yorgi Metakhion Jerusalem Kilisesi bir Ortodoks Kilisesi. Fakat burayı Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlı olan diğer kiliselerden ayrı tutan Kudüs Patriği’nin burayı kendi şubesi olarak yaptırmış olması. Bu nedenle patrikhaneye bağlı değil.

Yapıyı özel ve önemli kılan sadece bu değil. Bahçesinde yer alan 5000 yıllık anıt çınar ağaçları, kilise duvarındaki çift bağlı kartal figürü, Arşimet’in 10. Yüzyıldan kaldığı düşünülen çalışma parşömenlerinin bulunması gibi önemli simge ve olaylara da ev sahipliği ediyor. İçine giremeyebilirsiniz; tabii eğer direk gününe denk getirmezseniz…Çünkü herhangi bir cemaati yok ve sadece 23 Nisan’da ayin düzenleniyor.

 

Metroloji Kilisesi
Metroloji Kilisesi

 

Metroloji Kilisesi
Metroloji Kilisesi: Önündeki devasa çınar tam 5000 yıllık, hayata meydan okuyor adeta…

2.6. Özel Yoakimyon Rum Kız Lisesi

Dimitri Kantemir Evi ardından Merdivenli Mektep Sokak’a dalıp sadece birkaç dakika yürüyerek ulaşacağınız Özel Yoakimyon Rum Kız Lisesi adını okulun arsasının sahibi Fener Rum Patriği 2. Yoakim’den alıyor.

Yoakim daima kızların eğitim görmesini desteklemiş ve vasiyetine istinaden bu okul yaptırılmış. Nitekim böyle iyi bir niyetle ortaya çıktığından zaman içinde eğitim kalitesi ile ününe ün katmış ve sadece İstanbul şehrinden değil, dışarıdan gelen öğrencilere de kapılarını açmış.

Şu an aktif olarak kullanıldığı söylenemez ancak 1988 yılına kadar, yani ta ki okulda Rum kız öğrenci kalmamış, işte o zaman eğitimine son vermiş ve kapanmış. Sadece nadir aralıklarla özel etkinlikler için kullanılıyormuş.

 

Özel Yoakimyon Rum Kız Lisesi
Özel Yoakimyon Rum Kız Lisesi

 

2.7. Fener Rum Erkek Lisesi (Kırmızı Mektep)

Fener’in bol yokuşlu, insanın gezdikçe gezesi gelen yokuşlarından bir tanesi olan Sancaktar Yokuşu üzerinden Rum Kız Lisesi’nin ardından Kırmızı Mektep’e ulaşabilirsiniz.

Görünüşüyle, ihtişamıyla, rengiyle ve duruşuyla Fener’in en en en görülesi yapılarından bir tanesi Fener Rum Erkek Lisesi. Ya da diğer adıyla Kırmızı Mektep. Okulun şu anda sahip olduğu görünümü için yapımına 1881 yılında başlanmış ve inşası 5 yıl sürmüş. Kırmızı tuğlayla örülü olması okula muhteşem bir hava katıyor ancak çoğu kişi tarafından okul olduğu öğrenilince büyük şaşkınlık yaratıyor. Böylesine ihtişamlı bir güzelliğe sahip, 3 katlı, 600 kişi kapasiteli bu Rum Lisesi İstanbul’da Rumlar tarafından açılan en eski eğitim kurumu olma özelliğini taşıyor. Ayrıca Bizans zamanında Patrikhane Akademisi olarak da kullanılmış. Cumhuriyet sonrasında Fener Rum Erkek Lisesi adını almış.

Fener Rum Erkek Lisesi’nin mimarı aynı zamanda lisenin de öğrencisi olduktan sonra mimarlık eğitimi almaya İtalya’ya giden Dimadis imiş. Orada saray mimarisi üzerine ustalaşınca burada ortaya çıkan eser de saraydan hallice olmuş tabii. Burayı da gezmek için özel izin almanız gerekiyor ve maalesef hafta sonları kapalı oluyor.

 

Fener Rum Erkek Lisesi
Fener Rum Erkek Lisesi

 

Fener manzarası
Fener Rum Erkek Lisesi bahçesinden muhteşem İstanbul manzarası

2.8. Mesnevihane Camii

Fener Rum Erkek Lisesi’nden yukarı doğru çıkınca, Mesnevihane Caddesi’ne ulaşacak ve burada aynı ismi taşıyan Mesnevihane Camii’ni göreceksiniz. Bu cami Nakşibendi Şeyhi Mehmet Murat Efendi tarafından Mevlana’nın Mesnevi’sini okutup öğretmek amacıyla kullanılmak üzere yaptırılmış. 19. Yüzyılda inşa edilen camideki eğitimler de avlusundaki odalarda verilmiş.

 

Mesnevihane Camii
Mesnevihane Camii

 

2.9. Kiremit Caddesi

Ne güzeldir enerjisi yüksek renkler arasında dolanmak…Haydi o zaman biraz daha yukarılara çıkıp Kiremit Caddesi’nin rengarenk evlerin sıralandığı sokakta fotoğraf keyfi yapalım. Buraya ister Kırmızı Mektep’ten salınıp Usturumca Sokak üzerinden gelin ister yukarıdan dolaşıp direk Kiremit Caddesi’nin tepesinden gelin. Her halükarda rengarenk dizilmiş eski Balat evlerinin güzelliğine birkaç dakika içinde kavuşacaksınız.

 

 

Kiremit Caddesi
Kiremit Caddesi

 

2.10. Yıldırım Caddesi – Camcı Çeşmesi Yokuşu

Buranın en hareketli caddelerinden bir tanesi olan Yıldırım Caddesi’ne geldiğinizi patrikhaneden biraz ilerledikten sonra sağınızda solunuzda beliren kafelerden anlayabilirsiniz. Burada kafelere bakına bakına yürürken yol ayrımında Camcı Çeşmesi Yokuşu ile kesiştiğini göreceksiniz. Yerli turistler olarak biz Türkler ne de çok bayılırız renkli kapılar önünde fotoğraf çekilmeye öyle değil mi? İşte, Fener Balat turunda tatlı mı tatlı rengarenk kapıların bulunduğu yer Camcı Çeşmesi Yokuşu. Burada dümdüz ilerlediğinizde de Balat’ın en meşhur caddelerinden Vodina Caddesi’ne geçeceksiniz; buradan itibaren Balat semtini ve gezilecek yerlerini anlatacağım.

 

Yıldırım Caddesi – Camcı Çeşmesi Yokuşu
Yıldırım Caddesi – Camcı Çeşmesi Yokuşu

 

3. Balat

Yazının başından beri bahsettiğim gibi bu semt farklı dinlere mensup kişilerin savaşlar, göçler derken birçok sebeple gelip bir arada yaşamalarıyla mahalle haline gelmiş. Nasıl ki Fener eski Rum mahallesi diye geçiyorsa, Balat da eski bir Yahudi mahallesi. Balat’ın meşhur Vodina Caddesi, Merdivenli Yokuşu ve tabii ki tarihi ve dini yapıları görülmesi gereken yerleriyken, güzel kafe ve restoranlarında da keyif yapabilirsiniz. Yokuşlar çıkıp, yukarılara tırmanacağız, bazen de sahil tarafında keyif yapacağız…Balat mekanları ve restoranları arasında bence birçoğumuz için en özel yer olarak kabul gören Agora Meyhanesi de burada yer alıyor. Fakat Balat’ın meşhur kafelerini, nerede yiyip içmek gerektiğini zaten Balat Mekanları yazısında detaylıca anlatacağım.

 

3.1. Balat Kültür Evi

Balat Kültür Evi sosyal sorumluluk amacıyla işleyen, Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu tarafından hayata geçirilmiş bir proje. Balat’taki toplumsal yaşamı inceleyen, bölge kadınlarını ekonomik hayata katkısını artırabilmek adına projeler üreten, bu sırada da bölge sakinlerinin bir araya gelerek çalışıp, sohbet edip, toplanabilecekleri bir alan yaratmış olan Balat Kültür Evi güzel bir amaca hizmet ediyor. Bölge halkına çeşitli eğitimler ve kurslar sayesinde ekonomi ve bilgi, kültür, eğitim seviyelerini artırmaya katkıda bulunuyor. Haftanın 7 günü 10:00-18:00 saatleri arasında hizmet veriyor.

 

Balat Kültür Evi
Balat Kültür Evi

 

3.2. Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı

Fener Balat size de genel olarak kadınları el üstünde, ön planda tutan, onların hayata kattıklarının farkında olduğunu, kadınlara saygı duyulduğunu göstermek adına çırpınıyormuş hissi veren bir gibi geliyor mu? Kadın çalışmalarının süregeldiği, 1990 yılından bu yana sadece kadınlar tarafından üretilen eserlerin sergilendiği, kadın örgütleri faaliyetlerinin düzenlendiği, birçok etkinlik ve panel düzenlenen bir merkez. Hafta içi her gün 09:00-18:00 saatleri arasında hizmet veriyor.

 

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı

 

3.3. Sveti Stefan Bulgar Kilisesi (Bulgar Ortodoks Kilisesi)

Bulgar Ortodoks Kilisesi veya Sveti Setafan Bulgar Kilisesi olarak bilinen bu yapı Haliç kıyısında konumlanıyor. Yapının süsü ve ihtişamı ziyaretçileri etkilerken aslında yapıyla ilgili en önemli özellik de komple demonte demir döküm yapıya sahip olması. Ortodoks Bulgar Cemaati’nin kendi kiliseleri olmayıp Rum kiliselerinde ibadetlerini yerine getirdikleri için kendilerine ait bir kilise inşa etmek istemişler. 1848 yılında başvuru yapıp onay aldıktan sonra, ilk önce ahşap bir kilise inşa edilmiş. Daha sonra İstanbullu Mimar Housep Aznavur tarafından şu anki kilisenin parçaları üretilmiş, demonte halde Avusturya’dan gemiyle taşınmış ve burada monte edilmiş. Sveti Stefan Bulgar Kilisesi ziyaret saatleri her gün 08:00-17:00 saatleri arasında.

 

Sveti Stefan Bulgar Kilisesi
Sveti Stefan Bulgar Kilisesi

 

3.4. Tahta Minare Camii

Cami aslında Balat’ın başlangıcı sayılan yapılardan bir tanesi. Yanındaki Tahta Minare Hamamı ile şirin bir görüntü yaratmış olan Tahta Minare Camii 1458 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış.

 

Tahta Minare Camii
Tahta Minare Camii

 

3.5. Merdivenli Yokuşu

Kadir Has Üniversitesi’ni geride bırakıp Eyüp’e doğru ilerlemeye başlayınca sokaklarda gezine gezine ulaşacağınız o eski sokaklardan bir iz olan Merdivenli Yokuşu’na ulaşacaksınız. Burada öncelikle yukarıdan evlerin şirinliğine ve tarihi dokusuna iç çekip, sonra pıtı pıtı yürüyüp sokakların içine karışmaya devam edebilirsiniz.

 

Merdivenli Yokuşu
Merdivenli Yokuşu

 

3.6. Balat Antikacılar Çarşısı / Çıfıt Çarşısı

Balat denince akla ilk gelen şeylerden birisi de antikacı gezmek ve nostaljiyi dibine kadar hissetmek…Çıfıt Çarşısı olarak da tanınan Antikacılar Çarşısı’nda yok yok…Eskiciler, antikacılar, Agora Meyhanesi, aynacılar, Yanbol Sinagogu gibi görülmesi gereken yerlerden bazıları da bu çarşının içinde yer alıyor.

 

Balat Antikacılar Çarşısı
Balat Antikacılar Çarşısı

 

3.7. Yanbol Sinagogu

Çıfıt Çarşısı içinde yer alan Yanbol Sinagogu’na dükkanların arasında adeta gizlenmiş olan, Agora Meyhanesi’nin tam karşısında kalan demir kapıdan girebilirsiniz. Tabi girmek için özel izin almanız gerekiyor. Aslında Yahudi cemaatinden değilseniz gezmek biraz uğraştırıcı olabiliyor. Sinagoga adını veren Safarad Yahudilerinin Bulgaristan’ın Yanbol Kasabası’ndan göçüp gelmeleri. 1694 yılında verilen fermanla yenilense de ilk yapıldığı tarihin Bizans zamanına dayandığı söyleniyor.

 

Yanbol Sinagogu
Yanbol Sinagogu

 

3.8. Ahrida Sinagogu

Ahrida Sinagogu da ismini Makedonya’nın Ohri şehrinden gelen göçmenlerden alıyor. 1400’lü yıllarda Balat’a gelen Yahudilerin yaptırdığı bu sinagogun içindeki dua bölümü gemi şeklinde olduğu için aslında insan görmek istiyor fakat yine özel izinlerle biraz uğraşmak durumunda kalabilirsiniz içerisini gezmek için…Ahrida Sinagogu’ndan ibadet 550 yıldır kesintisiz devam ediyor.

 

Ahrida Sinagogu
Ahrida Sinagogu

 

3.9. Balat Surp Hreşdagabet Ermeni Kilisesi

Kamış Sokak’ta ter alan kilisenin adındaki Hreşdagabet Ermenice’de ‘Baş Melek’ anlamına geliyor. Aynı zamanda Mucizeler Kilisesi olarak da bilinen kilisede her yılın Eylül ayında, ikinci cumartesi gününde bir ayin düzenleniyor. Bu ayinin hastalara şifa olduğuna inanılıyor ve Mucizeler Kilisesi adını da buradan alıyor. Kilise aslen eski bir Ortodoks Rum Kilisesi olmasına rağmen çevredeki Ermeni nüfusunun artmasıyla onlara tahsis edilmiş. Ziyaret gün ve saatleri de Perşembe ve Pazar günleri 14:00’e kadar.

 

Surp Hreşdagabet Ermeni Kilisesi
Surp Hreşdagabet Ermeni Kilisesi

 

3.10. Ferruh Kethuda Cami

Ferruh Kethuda Camii, Mimar Sinan’ın eseri olan, 1563 yılında tekke binaları, mahkeme binası, çeşmesi ve medresesi ile inşa edilen bir yapı. Zamana direnmeyi başaran tek yapısı cami olmuş ve 1986 yılında da baştan aşağı yenilenmiş. Cami’nin bir başka özelliği de arkasında yer alan güneş saati.

 

Ferruh Kethuda Cami
Ferruh Kethuda Cami

 

3.11. Aya Tekla Kilisesi

1490 yılında 2. Beyazıt döneminde kiliseden camiye çevrilerek günümüzde Hz. Cabir Camisi olarak bilinen Aya Tekla Kilisesi 9. Yüzyıldan bu yana zamana meydan okuyor. Ayrıca hemen önündeki Şatır Ahmet Ağa Çeşmesi de 1692 yılından kalma. Tıpkı Ferruh Kethuda Cami’sinde olduğu gibi burada da bir güneş saati yer alıyor. Normalde ön tarafta yer alan vaftiz havuzu ise artık Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyormuş.

 

Aya Tekla Kilisesi
Aya Tekla Kilisesi

 

 3.12. Or-Ahayim Hastanesi

Or-Ayahim Hastanesi diğer gezilecek yerlere göre biraz uzakta kalsa da yakınlarındaki kafelerde vakit geçirdikten sonra biraz yürüyerek ulaşabileceğiniz bir yapı. 1898 yılında 2. Abdülhamid’in fermanıyla kurulmuş olan hastane ilk olarak sağlık ocağı şeklinde hizmet vermeye başlamış. 1920 yılında genişletilerek şimdiki haline kavuşan hastanenin mimarisi görülmeye değer.

 

Hastane
Hastane

 

Yeme İçme Önerileri

Balat kahvaltı mekanları, kafeleri, meyhaneleri ile öyle bir başlık altında kısa kısa bahsedilecek bir yer değil. Balat’ın güzelliğine güzellik katan, yeni açılsa da oranın nostaljisinde sırıtmayan güzellikteki bir çok mekanı Balat Kahvaltı & Kafe & Meyhaneleri yazımızda tüm detaylarıyla sizi bekliyor!

Pratik İpuçları

  • Gitmeden önce hava durumunu araştırmayı unutmayın, mümkünse baharı hissedebileceğiniz, güneşli, keyifli bir gün tercih edin ki geziniz harika geçsin!
  • Google Maps’te Balat’a nasıl gidilir sorusuna çok iyi cevaplar bulabilirsiniz. Hangi otobüsle, hangi durakta ineceksiniz şeklinde bir sürü detayı veriyor. Benim anlattığımdan farklı yerden gelecekler için küçük bir not 🙂
  • Cibali girişinde kahvaltı için ayaküstü atıştırabileceğiniz unlu mamül yerlerinden sıcak sıcak, taze taze yiyeceklerinizi alın ve yiyerek gezmeye başlayın. Onun da tatı bir başka oluyor, inanın.
  • Burayı bir kere değil, birkaç defa gezmeye gelin çünkü bazı kiliselerde özel etkinlikler oluyo. Bu özel günleri öğrenin ve Balat gezinizi yeniden o tarihlerde tekrarlayın.
  • Lezzetli yemekler, dünya kahveleri, çay ocakları gibi farklı birçok mekana ev sahipliği eden Balat’ta kahvaltı ile başlayıp akşama kadar yol üstünde sürekli bir şeyler atıştırarak, şirin kafelerinde, seyir teraslarında soluklanarak çok güzel vakit geçireceksiniz.
  • Yokuşlara çıkmaya üşenmeyin sakın, sanki ‘Aman şu kadarcık çıkınca ne kadar değişir manzara’ diye de düşünmeyin. Şaşıracak, yer yer büyüleneceksiniz!

 

Balat sokaklarında karşılaşabileceğiniz şirin manzaralar :)
Balat sokaklarında karşılaşabileceğiniz şirin manzaralar 🙂

 

  • Sokakta mahalle sakinlerine çokça rastlayacaksınız. Konuşkan olduklarından, tarihi anlatmaya hevesli olduklarından hiç şüpheniz olmasın. Selamlaşın,  hal hatır sorun, konuşun. 🙂
  • Tüm kiliselerin içine giremeyebilirsiniz, bazıları cemaatlere özel ancak yine de dışarıdan görmek bile yetecek, hiç şüpheniz olmasın. Tarihi ve dini yapıların her biri muhteşem bir mimariye sahip, çok güzeller.

 

Yapmadan Dönmeyin

  • Balat sokakları demek fotoğraf makinelerinin, telefonların hafızalarını bitirene kadar fotoğraf, video çekmek demek! Bol bol fotoğraf çekmeden,
  • Balat’ta kahvaltının, kahvenin, yemeğin keyfini sürmeden,
  • Agora Meyhanesi‘nin ortamını görmeden,
  • Balat meyhanelerinde lezzetiyle ve ortamıyla unutulmayacak yemekler yemeden,
  • Dünya kahveleri yapan kafelerde soluklanmadan,
  • Kiliselerin, camilerin, sinagogları gezmeden,
Neden mi Old Town?
Neden mi Old Town?
  • Sancaktar Yokuşu, Merdivenli Yokuşu gibi rengarenk, cıvıl cıvıl bölgeleri gezmeden,
  • Mümkünse dini merkezlerin özel günlerini takip edip, bir ayine katılmadan,
  • Yürüyerek keşfetme keyfini yaşamadan,
  • Kaybolma özgürlüğünü hissetmeden,
  • Balat sakinleriyle, sokaklarda oynayan çocuklarla muhabbet etmeden,
  • Geçmişte orada yaşayan insanların hayatıyla ilgili hayallere dalmadan,
  • Yerel halkla sohbet etmeden, onlardan tarihi dinlemeden dönmeyin!

 

 

Gezgin, fotoğrafçı ve Gezitta.com’un kurucusu.

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın

Top
error: Content is protected !!